Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/7471 E. 2021/1796 K. 22.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7471
KARAR NO : 2021/1796
KARAR TARİHİ : 22.02.2021

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen menfi tespit davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, eşinin kendisinin rızası olmaksızın müşterek çocuklarını davalının sahibi olduğu … Kolejine kaydettirdiğini ve sözleşme imzaladığını, davalının eğitim ücreti için hem kendisine hem de eşine karşı icra takibi başlattığını, bir sebepten zamanında itiraz edemediğini, sözleşmenin tarafı olmadığı için kendisinden alacak talebinde bulunulamayacağını ileri sürerek icra takibi dolasıyla davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, TMK m.327 hükmü gereği eşlerin çocukların eğitim borcundan birlikte sorumlu olduklarını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalının istinaf yoluna başvurması üzerine bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, hüküm bu sefer davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, eğitim ücreti alacağı nedeniyle başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Bölge adliye mahkemesince TMK 188.maddesi gereği eşlerin her birinin ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil ettiği, temsil yetkisinin kullanıldığı zamanlarda aralarında müteselsil sorumluluğun söz konusu olduğu davacının sözleşmenin rızası dışında yapıldığı iddiasını hakimin müdahalesini talep ettiğini ispatlayamadığını bu nedenle eşlerden biri tarafından taahhüt edilen borcun diğeri için bağlayıcı olacağı yine TMK m.327’de çocuğun bakımı eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin anne baba tarafından karşılanacağının tereddüte yer vermeyecek kadar açık olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de TMK m.327 ‘de yer alan hüküm, anne babanın çocuğa karşı yükümlülüğünü düzenlemekte olup, üçüncü kişilere olan borçlarında müteselsil sorumlu olacakları anlamına gelmez. İcra takibine konu edilen sözleşmelerin davalı şirket ile dava dışı Mehmet Arıkan arasında akdedildiği anlaşılmaktadır. Sözleşmeden doğan hak ve yükümlülükler ile sözleşmeye ilişkin her türlü talep hakkı sözleşmenin taraflarına aittir. Bu nedenle Aile hukuku kurallarının sözleşmenin nispiliği ilkesini geçersiz kılacak şekilde yorumlanması doğru olmayıp bölge adliye mahkemesince davalının istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının HMK’nın 371. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın bölge adliye mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 22/02/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.