YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3899
KARAR NO : 2013/12130
KARAR TARİHİ : 24.09.2013
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.01.2010 gününde verilen dilekçe ile haciz şerhlerinin terkini; birleştirilen davalarda da davacı … 30.03.2010, davacı … 25.01.2010 davacı … 08.03.2010 ve davacı … 25.01.2010 günlü dilekçelerle davalı … … vd. aleyhine haciz şerhlerinin terkini istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; asıl ve birleştirilen davaların reddine dair verilen 30.03.2012 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar …, … ve … vekili, davacı … vekili ve davacı … tarafından istenilmekle, tayin olunan 24.09.2013 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar …, … ve … vekili Av. …, davacı … ve davacı … vekili Av. … ile karşı taraftan davalı … ve davalı şirket vekili Av. … ve davalı … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafların sözlü açıklamaları dinlendi duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl davada davacı … 10 no’lu, birleştirilen 2010/644 esas sayılı davada davacı … 8 no’lu, birleştirilen 2010/168 esas sayılı davada davacı … 12 no’lu, birleştirilen 2010/392 esas sayılı davada davacı … 11 no’lu, birleştirilen 2011/49 esas sayılı davada da davacı … 4 no’lu bağımsız bölümler üzerine davalılar yararına konulan icrai haciz şerhlerinin terkini isteminde bulunmuşlardır.
Davalılardan … hacizlerin kaldırılması gerektiğini, davayı kabul ettiğini bildirmiş; diğer davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, taşınmazlar önceki malik yüklenici … adına kayıtlı iken ve yüklenicinin borcu nedeniyle tapu kayıtlarına haciz şerhlerinin konulduğu ve haciz şerhleri mevcut iken mülkiyetin hükmen yeni maliklerine geçmesi durumunda haciz şerhlerinin korunmasının zorunlu olduğu, haciz şerhlerinin önceki malikle yeni malik arasında bir iç sorun olarak çözümlenmesi gerektiği, alacaklıların koydurduğu hacze bir etkisinin olamayacağı gerekçesi ile asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar …, … ve … vekili, davacı … vekili ve davacı … temyiz etmiştir.
Kısaca tanımlamak gerekirse haciz, kesinleşmiş icra takibinin konusu olan bir alacağın ödenmesini teminen borçluya ait ve haczi kabil bulunan mallara alacaklının icra müdürlüğü aracılığı ile el koymasıdır. İcra İflas Kanunu’nun 91. maddesi hükmü gereğince gayrimenkulün haczi ile takip konusu borç ve eşya arasında kurulan ilişki Türk Medeni Kanunu’nun 1010. maddesi uyarınca tapu kütüğüne şerh verilmekle de sonradan üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale gelir.
Ne var ki; yargılama konusu yapılmış ve sonucunda mülkiyet aktarımına karar verilmesi muhtemel taşınmazlar hakkında verilen ihtiyati tedbir kararları bu kararların tapu siciline işlenildiği tarihten itibaren üçüncü kişiler için de alenilik oluşturur ve artık kayda verilen şerhten itibaren mülkiyet aktarımına engel teşkil ettikleri gibi, kayıt malikinin borcundan ötürü ihtiyati haciz ya da icra-i haciz alacaklıları için de hüküm ifade ederler. Gerçekten de, TMK’nın 1020. maddesi hükmü gereğince “tapu sicilinin açıklığı prensibi” uyarınca tapuyla ilgili işlem yapan herkesin kaydı araştırması halin icabı ve hayatın olağan akışı gereği olduğundan hiç kimse tapu sicilindeki bu kaydı bilmediğini ileri süremez.
Somut olaya gelince, davaya konu 3431 ada 1 parsel numaralı taşınmazda 3. kat 10 ve 12 no’lu ve 1. kat 4 no’lu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarına 07.12.2006 tarihinde, 3. kat 11 no’lu bağımsız bölüm tapu kaydına 19.12.2006 tarihinde, 2. kat 8 no’lu bağımsız bölüm tapu kaydına da 17.09.2009 tarihinde, asıl ve birleştirilen dava davacıları tarafından mülkiyetlerinin dava konusu edildiği ve bu nedenle de bu bilginin tedbiren tapu kayıtları üzerine şerh edildiği dosya kapsamı ve tapu kayıt örnekleri ile sabittir. Yine dosya kapsamından asıl ve birleştirilen dava davacıları tarafından açılan tapu iptali ve tescil davalarında dava konusu taşınmazların davacılar adına tesciline karar verildiği ve kararların kesinleştiği görülmektedir.
Hal böyle olunca, davacılar yargılama sonuna kadar dava konusu taşınmazlar üzerindeki haklarını tedbir kararı ile geçici koruma altına almışlar, taşınmazlar üzerinde malik tarafından yapılan tasarruflarda veya malik aleyhine yapılacak icrai işlemlerde işlemin muhatabı üçüncü kişilerin TMK’nın 1023. maddesi korumasından yararlanmalarının önüne geçmişlerdir. Tapudaki tedbir kararları nedeniyle davalı olan haciz alacaklıları karine olarak kötüniyetli kabul edilir ve aksini ancak davalılar kanıtlayabilir. Yukarıda sözü edilen “tapu sicilinin açıklığı prensibi”de nazara alındığında, ihtiyati tedbir şerhlerinden sonra konulan haciz şerhleri nedeniyle lehtarlarının anılan 1023. madde korumasından yararlanacağından söz etmek mümkün değildir.
Tüm bu açıklamalar gözetilerek mahkemece, davacı … lehine konulan ihtiyati tedbirin 17.09.2009 tarihli olması nedeniyle bu davacı yönünden 2. kat 8 no’lu bağımsız bölüm üzerine 17.09.2009 tarihinden sonra davalı haciz alacaklıları yararına konulan haciz şerhlerinin terkinine, diğer davacılar lehine konulan ihtiyati tedbirlerin ise 07.12.2006 ve 19.12.2006 tarihli olması, davalı haciz alacaklılarının haciz şerhleri tarihlerinin ise ihtiyati tedbir tarihlerden sonra olması nedeniyle dava konusu 3. kat 10, 11, 12 no’lu ve 1. kat 4 no’lu bağımsız bölümler tapu kayıtları üzerine davalı haciz alacaklıları yararına konulan haciz şerhlerinin terkinine karar verilmesi gerekirken, ihtiyati tedbir kararı ve buna bağlanacak hukuki sonuçlar gözden kaçırılarak asıl ve birleştirilen davaların reddi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; birleştirilen 2011/49 esas sayılı dava ve bu davanın davacısı …’ın gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi de maddi hataya dayalı olup bu hususa değinilmekle yetinilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 990 TL’şer Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılar …, … Uzun, … ve …’e ayrı ayrı verilmesine, 24.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.