Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/10156 E. 2013/11133 K. 09.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10156
KARAR NO : 2013/11133
KARAR TARİHİ : 09.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 28.03.2013 günlü ve 2013/3027 E.- 4696 K. sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, paydaşı bulundukları 28013 ada 4 parsel sayılı taşınmazda diğer pay sahiplerinden…’ın 440/1367 payını 13.04.2011 tarihinde davalıya sattığını öne sürerek önalım hakkı nedeniyle bu payın iptali ile kendi adlarına tescilini talep etmiştir.
Davalı, gerçek bir satışın bulunmadığını, davaya konu payın teminat amacıyla satın alındığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 28.03.2013 tarihli 2013/3027 esas, 2013/4696 karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.2.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Somut olayda, davalı vekili önce gerçek bir satışın bulunmadığını, davaya konu payın teminat amacıyla satın alındığını öne sürmüş, temyiz aşamasında ise fiili taksim savunmasında bulunmuştur. Davalı fiili taksim savunmasında bulunduğuna göre ve fiili taksim iddiası davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re’sen nazara alınması gereken bir husus olduğundan bu konuda davalıya delillerini sunması için mehil verilmesi, delil bildirildiği takdirde delillerinin toplanması, varsa davacı tarafın delilleri de toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Kararın Dairemizce açıklanan bu nedenle bozulması gerekirken usul ve yasaya uygun bulunarak onanması maddi hataya dayalı olduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 28.03.2013 günlü ve 2013/3027 E.- 4696 K. sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, karar düzeltme ret harcının istek halinde yatırana iadesine, 09.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.