YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2990
KARAR NO : 2011/1924
KARAR TARİHİ : 24.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … ve diğeri vekili Avukat … tarafından, davalı … ve diğeri aleyhine 07/01/2005 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/05/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı … vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılardan … tarafından temyiz olunmuştur.
Dosya içeriğinden; yolun ters yününe girdiği sürücüsü olduğu araç ile desteğin sürücüsü olduğu araca çarparak onun ölümüne neden olan davalının, ceza mahkemesinde yargılanıp alınan kusur raporuna göre tam kusurlu bulunarak cezalandırıldığı; desteğin kusurunun bulunmadığı; ölenin anne ve babası olan davacıların 20.000,00’er TL manevi tazminat istedikleri anlaşılmaktadır.
Borçlar Yasası’nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.
Dava konusu olayın oluş biçimi, davalının tam kusurlu oluşu, davacının ölene yakınlığı ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları gözetildiğinde, davacılardan … yararına takdir edilen 2.500,00 TL manevi tazminat azdır. Adı geçen yararına daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 438/7. maddesi gereğince, davacılardan … yararına 10.000,00 TL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle hüküm fıkrasının manevi tazminat takdirine ilişkin 1 nolu bendinde yer alan “…2.500,00…” biçimindeki sayı dizisi silinerek yerine “…10.000,00…” sayı dizisinin yazılmasına; harç alınmasına ilişkin 4 nolu bendinde yer alan “…1.658,00…” ve “…902,00…” biçimindeki sayı dizileri ayrı ayrı silinerek yerlerine sırası ile “…2.064,00…” ve “…1.308,00…” sayı dizilerinin yazılmasına; davacılardan … ve davalı yararına avukatlık ücreti takdirine ilişkin 8 ve 10 nolu bentlerinde yer alan “…500,00…” biçimindeki sayı dizileri ayrı ayrı silinerek yerine sırası ile “…1.200,00…” sayı dizilerinin yazılmak suretiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 24/02/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.