Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/2987 E. 2020/5394 K. 24.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2987
KARAR NO : 2020/5394
KARAR TARİHİ : 24.09.2020

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesinin 30.11.2017 tarihli ve 2016/1628 Esas, 2017/1234 Karar sayılı kararıyla kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun üçüncü kişi yönünden esastan reddine, davalı alacaklı yönünden dilekçenin reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı üçüncü kişi vekili, borçlu aleyhine yapılan takipte müvekkiline ait taşınır malların 02.12.2016 tarihinde haczedildiğini, istihkak iddiasında bulunulması üzerine prosedürün uygulanarak takibe devam kararı verilmesi üzerine 20.12.2016 tarihinde haciz tehdidi altında ödeme yapıldığını, haczedilen malların müvekkili şirkete ait olduğunu ileri sürerek, istihkak davasının kabulüne, haczin kaldırılmasına ve ödeme yapılan miktarın şirkete iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haczin borçlu şirketin şantiye alanında yapıldığını, dosya borcu ödendiği için davanın konusuz kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mahcuzların davacının defterlerine kayıtlı olduğu, borçlu ve üçüncü kişi şirket arasında organik bağ bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş, bedelin iadesine ilişkin talep reddedilmiş, hükme karşı davacı ve davalı alacaklı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 10.01.2019 tarihli ve 2018/912 Esas, 2019/45 Karar sayılı kararı ile dosyadaki paranın alacaklıya ödenmiş olması nedeniyle davacının istinaf talebinin esastan reddine, davalı alacaklı vekilinin gerekçeli istinaf dilekçesini süresinde vermemiş olması nedeniyle kamu düzenine aykırılık ile sınırlı olarak inceleme yapıldığı belirtilerek, talebin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi ve davalı alacaklı vekillerince bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK 96. maddesine dayalı istihkak iddiasının kabulü talebine ilişkindir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı alacaklı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı üçüncü kişinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İİK’nin 97/11. maddesi “ İstihkak davası neticelenmeden mahcuz mal paraya çevrilmiş bulunursa merci hakimi iş bu bedelin yargılama neticesine kadar ödenmemesi veya teminat karşılığında veya halin icabına göre teminatsız derhal alacaklıya verilmesi hususunda ayrıca karar verir.” hükmünü içerir.
Somut olayda, 02.12.2016 tarihinde üçüncü kişinin şantiyesinde yapılan hacizde istihkak iddia edilmiş, alacaklı vekilinin itirazı üzerine istihkak prosedürü uygulanmıştır. İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1535 Esas sayılı dosyasında 13.12.2016 tarihinde verilen takibe devam kararı üzerine alacaklı vekili ek haciz ve muhafaza talebinde bulunmuş, 20.12.2016 tarihinde aynı adrese tekrar hacze gidilerek ilave haciz yapılmıştır. Davacı tarafından muhafazaya engel olmak için ihtirazi kayıt ile dosya borcu icra dosyasına ödenmiş olup, yargılama sırasında da ihtirazi kayıtla yatırılan dosya borcuna ilişkin paranın alacaklıya ödenmemesi talep edilmiştir.
Takip dosyasına yansıyan bu bilgiler ve beyanlar ışığında, haciz tutanakları uyarınca haciz adresinde hem menkul haczi yapıldığı hem de dosya borcunun ihtirazi kayıt ileri sürülerek ödendiğinin kabulü gerekir.
Davacı üçüncü kişi ise dava dilekçesinde hem haczedilen menkuller yönünden istihkak iddiasında bulunmuş hem de dosyaya ihtirazi kayıtla ödenen para yönünden talepte bulunmuştur.
Hal böyle olunca, Mahkemece her ne kadar menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş ise de davacının bedele ilişkin talebinin reddedilmesi doğru olmamıştır. Davacının bedele ilişkin talebi yönünden, ihtirazi kayıtla ödediği bedelin icra dosyasında alacaklıya ödenmiş olduğu dikkate alınarak; alacaklıdan alınıp davacı üçüncü kişiye verilmesine karar verilmesi gerekirken, bedele ilişkin talebin reddine karar verilmiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddine. (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.