Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/1300 E. 2021/1375 K. 17.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1300
KARAR NO : 2021/1375
KARAR TARİHİ : 17.02.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Amasya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 20/12/2019 tarih ve 2019/84- 2019/394 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı şirket vekili, davalının bir süre müvekkili şirketin maden ocağındaki araçlarına yakıt sağlamakla görevli olduğunu, görev yaptığı esnada yakıt alınan dava dışı petrol ofisine 71.136,00 TL ödeme yapıldığını, harcanan yakıtın ise 54.363,24 TL değerinde olduğunu, yine davalıya muhasebeci aracılığıyla verilen 2.553,00 TL ile ayrıca verilen 14.400,00 TL’nin geri ödemesinin yapılmadığını, davalının sorumluluğunda bulunan şantiye kasasının 7.700,00 TL açık verdiğini, şirkete ait 1.500.- TL değerindeki malzemelerin davalı tarafından alınıp geri getirilmediğini, davalının tüm bu kazanımlarının haksız olduğunu ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, şirket temsilcisinin bilgisi dışında yakıt almadığını, alınan yakıtların bedelini temsilcinin kendisinin ödediğini, muhasebeci tarafından kendisine verilenler gibi zaman zaman iletilen paraların işçilere dağıtımını yaptığını, herhangi bir alet almadığını, şirket kasasının idaresinin kendisinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; duruşma tarihinden kısa bir süre önce UYAP’tan gönderilen genel kurul karar sureti, karar aslı beklenilmek ve karar aslı muhabere kanalıyla geldikten sonra akabinde hakim havalesi yapılmak kaydıyla dosya arasına alınmak üzere beklendiği ancak duruşma günü itibariyle dosya arasına alınmadığından,duruşma günü genel kurul kararının sehven sunulmadığının kabulü ile ve ayrıca 20.12.2019 tarihli celsede davacı vekili de mazeret bildirmek suretiyle duruşmaya katılmadığından anılan noksanlığın farkedilemediği gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yönetici vasfındaki şube müdürü davalının sorumluluğuna ilişkindir. Davalı şube müdürü, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 342.maddesi uyarınca icracı müdür konumunda olup icracı müdürler bakımından da yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dair hükümler uygulanacağından aynı Yasa’nın 341.maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için dava açılması yolunda davacı şirket genel kurulu tarafından alınmış bir karar olmalıdır. Davada alınmış böyle bir genel kurul kararı sunulmamış ise de bu eksiklik 6100 sayılı HMK 115/2 maddesi uyarınca tamamlanabilir dava şartı niteliğindedir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamı doğrultusunda davacı yana genel kurul kararı alınması hususunda iki aylık kesin süre verilmiş ve mahkemenin de kabulünde olduğu üzere sözkonusu dava şartı gerçekleşmiş olduğundan davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.