YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/195
KARAR NO : 2013/13543
KARAR TARİHİ : 18.09.2013
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
2005 yılında katılanla uydu cihazı ithalatı yapan sanığın, katılana 110.400 TL para verdiği, bunun karşılığında katılanın da sanığa 110.400 TL bedelli teminat çeki verdiği, çekin üzerindeki asıl keşide tarihinin 30.03.2006 tarihi olduğu, ancak sanığın sonradan keşide tarihinde oynama yapıp “12.05.2008” yazarak bankaya ibraz ettiği, çekin karşılıksız çıkması üzerine karşılıksız çek keşide etmek suçundan şikayetçi olduğu ve böylece sanığın nitelikli dolandırıcılık suçuna teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddia olunan somut olayda; bilirkişi raporunda suça konu çekin keşide tarihinde silinti yapılıp düzeltildiği belirtilmiş ise de, çekin keşide yeri olan “…” ibaresinin altında katılana ait parafın bulunduğu, katılan vekilinin de bu parafın sadece keşide yeri açısından atıldığını, parafın keşide tarihini kapsamadığını beyan ettiği, sanığın ise savunmalarında çekteki keşide tarihinin düzgün okunamaması nedeniyle çeki çalışanı olan tanık Abdullah vasıtasıylakatılana gönderdiğini, yeni bir çek keşide etmesini istediğini, ancak katılanın keşide tarihini yeniden yazıp parafladığını beyan ettiği, tanık Abdullah’ın da sanığın savunmalarını doğruladığı, çekin keşide yerinde ihtilaf bulunmamasına rağmen katılan tarafından sadece keşide yeri için paraf atıldığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı düştüğü, bu durumda katılanın, çekin keşide tarihini “12.05.2008” olarak onayladığının kabulü gerektiği anlaşıldığından unsurları itibariyle oluşmayan nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 18.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.