Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1979 E. 2021/8838 K. 22.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1979
KARAR NO : 2021/8838
KARAR TARİHİ : 22.11.2021

MAHKEMESİ :… 2.Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı … vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 10/12/2019 Salı günü davalı asil … geldi. Davacı adına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı asil … dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; davalılardan … ile davacı banka arasında tüketici kredi sözleşmesi ve kredi kartı sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmelere dayanak yapılan borçların ödenmemesi üzerine davalı borçlu … hakkında 21. İcra Müdürlüğünün 2015/14326 ve 2015/14327, … 23. İcra Müdürlüğünün 2015/17466 ve 16191 sayılı dosyaları ile icra takibi yapıldığını borçlu adına kayıtlı taşınmaz ve araç kaydına rastlanmadığını, borçlu adına haczi kabil mal bulunmadığını ancak davalı …’un … ili, … ilçesi, … mahallesi, 2780 da, 37 parselde kayıtlı 8 nolu bağımsız bölümün 1/2 sini 32.500 TL bedel ile diğer davalı …’a 02/04/2015 tarihinde alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla devrettiğini, davalılar arasındaki işlemin icra takiplerini sonuçsuz bırakmak amacıyla yapıldığını ileri sürerek davalılar arasında yapılan tasarruf işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; gerçekte evin 100.000,00 TL’ye satıldığını, tapuda masrafları düşük göstermek amacıyla satış bedelinin resmi senette 65.000,00 olarak gösterildiğini, taraflar arasında daha önceden tanışıklık bulunmadığını, evin satın alınmasında hiçbir kötü niyet mal kaçırma ve muvazaanın söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …; davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; davalılar arasında yapılan tasarruf işleminin iptali taşınmazın 1/2 hissesi için … 21. İcra Müdürlüğünün 2015/14326-14327 ve … 23. İcra Müdürlüğünün 2015/17466-16191 sayılı dosyalarındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olarak davacı tarafa cebri ibra yetkisi verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından istinaf edilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davalı … vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptal istemine ilişkindir.
Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık”nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
İlk derece mahkemesince; bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere taşınmazın gerçek rayiç değeri 157.500,00 TL, 1/2 hissesinin de 78.750,00 TL olmasına rağmen tapuda düşük gösterilmesi, davalı tarafın ödemelerini belgelendirememesi gerekçesiyle İİK 277 ve 283. Maddeleri uyarınca davalıların davacı bankanın alacağını elde etmesine engel olmak için davaya konu devir işlemini gerçekleştirdikleri kanaatine varılmakla davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Tapudaki satış bedeli dışında yapılan ödemelerin davalı 3.kişi tarafından devir tarihi veya devir tarihine yakın tarihli banka hesap hareketleri, banka ödemesi, kredi kullanımı gibi delillerle ispatlanması mümkün olup bu belgelerdeki meblağların tapudaki bedele eklenerek bedel farkının varlığının buna göre değerlendirilmesi gerekir. Somut olayda; dava konusu taşınmazın ½ hissesi 32.500,00 TL bedelle davalı borçlu … tarafından davalı 3.kişi …’e 02/04/2015 tarihinde tapuda devredilmiş; yine aynı gün taşınmazın dava dışı diğer ½ hissesi de dava dışı … tarafından 32.500,00 TL bedelle, yani toplamda 65.000,00 TL bedelle davalı …’e devredilmiştir. Bilirkişi tarafından bu taşınmazın tamamı için 157.500,00 TL, dava konusu edilen ½ hissesi için ise
78.750,00 TL rayiç bedel belirlenmiştir. Davalı 3.kişi …; aslında taşınmazın tamamını 100.000,00 TL, dava konusu ½ hissesini ise 50.000,00 TL’ye satın aldığını, tapudaki bedel dışında, tasarruf tarihi olan 02/04/2015 tarihinde … Bankası ve … Bankası hesabından oğlu… tarafından 70.000,00 TL para çekilerek ödendiğini belirterek, bu konuda dekont örneklerini dosyaya sunmuştur. Dairemiz uygulamasına göre de bankadan çekilen bu paranın borçluya ödenen para olduğu kabul edilerek bu durumda taşınmazın dava konusu edilen ½ hissesi için bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değer olan 78.750,00 TL ile davalı 3.kişi tarafından ödendiği ispat edilen 50.000,00 TL arasında bedel farkı bulunmadığı anlaşıldığından mahkemenin bu yöndeki gerekçesine katılma imkanı bulunmamaktadır. Davalı 3.kişi …’in davalı borçlu ile yakınlık ve tanışık olduğu yada İİK’nun 280/1 maddesi gereğince borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu da ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyize konu yerel mahkeme kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA; HMK 373/1 maddesi gereğince istinaf mahkemesinin esastan red kararının kaldırılarak dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine gönderilmesine, duruşmada vekille temsil olunmayan davalı … … yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 22/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.