YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/59
KARAR NO : 2013/7691
KARAR TARİHİ : 25.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme, Hakaret, Tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
1-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Somut olayda; sanığın, katılanlardan Hilmi’nin denetçilik, …’in de yöneticilik yaptığı binanın altında market işlettiği, olay tarihinde sanığın, marketin önünü kapattığı iddiası ile katılanlar tarafından binanın ortak kullanım alanına ekilen çiçekleri ve mısırları kopararak zarar verdiği anlaşılmakla,atılı suçların subut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın sabıka kaydında tekerrüre esas alınan 1618 sayılı Seyahat Acenteleri ve Seyahat Acenteleri Birliği Kanununun 30.maddesinin, 02.07.2012 tarih ve 6352 sayılı Kanunla değişik 43.maddesi gereğince suçun idari para cezasına dönüştüğü, dolayısıyla tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından TCK’nun 58.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın, binanın ortak kullanım alanına ekilen çiçekleri ve mısırları kopararak katılan …’nin balkonuna koyması üzerine bunları görüp görüşmeye gelen katılana sinkaflı küfürler edip “seni öldüreceğim” diye tehdit ettiği ileri sürülerek sanık hakkında kamu davası açılmış ise de, sanığın atılı suçları işlediğine dair katılanların iddiası dışında tarafsız görgü tanığının bulunmadığı, mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla, atılı suçlardan beraati yerine delillerin takdirinde hataya düşerek yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanığın sabıka kaydında tekerrüre esas alınan 1618 sayılı Seyahat Acenteleri ve Seyahat Acenteleri Birliği Kanununun 30.maddesinin, 02.07.2012 tarih ve 6352 sayılı Kanunla değişik 43.maddesi gereğince suçun idari para cezasına dönüştüğü, dolayısıyla tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiilerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; 25.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.