YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16438
KARAR NO : 2012/42807
KARAR TARİHİ : 04.10.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SANIKLA : …, …, …
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerçeğe aykırı tahlil ve tetkikler nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan en son ödemenin 13.06.2005 tarihinde yapılmış olması nedeniyle, suç tarihinin 5237 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 01.06.2005 tarihinden sonrasına tekabül edip zamanaşımı süresinin aynı yasanın 66. maddesi uyarınca henüz dolmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
1-Sanıklar …, … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıklardan …’nun Özel … Polikliniğinin mesul müdürü ve kurucu ortağı olduğu, doktor olan sanıklar … ve …’in söz konusu poliklinikte hekim olarak çalıştıkları, sanıkların bu faaliyet esnasında bir kısım hastalar için tahlil ve tetkik yaptırmadıkları halde muayene olup tahlil ve tetkik yapılmış gibi evraklar düzenleyerek haksız yere Emekli Sandığı Kurumundan toplam 577,48 TL tahsil ederek kurumu zarara uğrattıklarının iddia edildiği olayda, sanıklar hakkında mahkumiyetlerine yeterli delil bulunmadığından bahisle beraat kararı verilmesinde, bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-Son eylem tarihi olan 13.06.2005 itibariyle 765 sayılı yasanın yürürlükte bulumadığı gözetilerek; 5237 sayılı TCK.nun uyarınca hüküm kurulması gerektiği dikkate alınmaması,
2-Hükümden sonra 08/02/2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231.maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321 ve 326 maddelerii uyarınca, sanığa verilen ceza yönünden kazanılmış hakları saklı kalmak koşuluyla BOZULMASINA, 04.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.