YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16713
KARAR NO : 2012/41984
KARAR TARİHİ : 24.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat-Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların, irade birliği içerisinde müştekiyi dolandırmak amacıyla, önce sanık …’in müştekinin oturduğu banka gelip, al parayı bul karayı tabir edilen üç kağıt oyununa gelenleri davet ettiği, diğer sanık …’in yabancı biriymiş gibi yanaşıp 20 TL’yi bastırıp kazandığı, müştekiye “para ver, sana da kazandırayım” dediği, müştekiden 20 TL alıp üç kağıt oyununda kaybettiği, müştekinin elinde bulunan 350 TL’yi müştekinin rızası dışında alıp, hepsini üç kağıt oyununa bastığı, ancak kaybettiği, müştekinin buna itiraz edip, parasını istemesi üzerine de sanıkların birlikte kaçtıkları, böylelikle üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği anlaşılmakla,
1-Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması ile 5237 sayılı TCK.nın 61/8 maddesi hükmü gereğince adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırım ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu belirlenmesi gerektiği halde, doğrudan adli para cezasına hükmedilip, paraya çevirdikten sonra indirim yapılmış olması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hapis cezası tayin edilirken asgari hadden uygulama yapılması yönündeki mahkemenin takdirine de bağlı kalınarak 100 gün olarak hükmolunan adli para cezasının 5 güne, TCK.nın 62.maddesi gereğince yapılan indirimle bulunan 4 tam gün adli para cezasının günlüğünün TCK.nun 52/2.maddesi uyarınca 20 TL hesabı ile 80.00 TL olarak belirlenmesine karar verilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- O Yer Cumhuriyet savcısının … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Katılanın aşamalarda değişmeyen beyanlarında sanık …’ün de diğer sanıkla birlikte kendisini dolandırdığını, bu kişinin kendisini dolandıran diğer kişinin yanında durduğunu, sanıkların birlikte ve işbirliği içinde hareket ettiğini belirtmesi ve katılanın sanığı kesin olarak teşhis etmesi karşısında sanığın üzerine atılı suçu işlediği gözetilmeden mahkumiyeti yerine yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.