YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2116
KARAR NO : 2013/19379
KARAR TARİHİ : 01.11.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Ankara 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/12/2012 tarih ve 2012/228-2012/228 D.İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin ortağı olduğu davalı şirketin 24.09.2012 tarihinde yapılan 2011 yılı olağan genel kurul toplantısında gündemin 3,4,5 ve 6 maddelerinde alınan kararların iptaline, TTK’nun. 382. ve HUMK’nun.101 ve devamı maddeleri uyarınca dava konusu kararların uygulanmasının geri bırakılmasına, satışına karar verilen davalı şirketin maliki olduğu Ankara ili …İlçesi …Mahallesinde kain imarın … ada, 1 parselinde kayıtlı 5 yıldızlı otel kullanımlı taşınmazın satışına veya kiraya verilmesine engel olunması anlamında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın ve tedbir isteminin reddini istemiştir.
Mahkemece, TTK’nun.449 maddesi uyarınca davalı şirket yönetim kurulu üyelerine tedbir talebi hakkında görüş bildirmeleri için davetiye çıkarıldıktan sonra TTK’nun.449. ve HMK’nun 389. ve devamı maddeleri uyarınca, davalı şirketin 24.09.2012 tarihinde yapılan 2011 yılı olağan genel kurul toplantısında gündemin 6 numaralı maddesi ile alınan davalı şirkete ait olduğu bildirilen Ankara ili …İlçesi …Mahallesi … ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan Esenboğa Airport Hotelinin satılması için yönetim kuruluna yetki verilmesine dair kararın yürütülmesinin işbu dava sonuna kadar geri bırakılmasına, davacı tarafın tedbir isteminin bu şekilde kabulüne, diğer tedbir istemlerinin reddine, 100.000,00 TL teminat alınmasına, teminat ödendiğinde otelin satışının önlenmesine dair ihtiyati tedbir kararından bir suretinin davalı şirkete, ticaret sicil memurluğuna ve …Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili 11.12.2012 tarihli duruşmada, teminat süresinde yatırılmadığından tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, 11.12.2012 tarihli ara kararla davalı tarafın tedbirin kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir.
Tedbirin kaldırılması talebinin reddine dair kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Talep ihtiyati tedbir kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nın 394/5. maddesi uyarınca, karşı taraf kendisi dinlenmeden (yokluğunda) verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edebilir. İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Ancak temyiz edilen bir kararın Yargıtay tarafından temyiz incelemesinin yapılabilmesi için öncelikle kararın taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve süresi içerisinde temyiz edilmiş olması; ayrıca verilen kararın HMK kapsamında gerekçeli karar şeklinde yazılması gerekmekte olup, esasen Yargıtay denetiminin de gerekçeli karar üzerinden yapılması mümkündür. 1982 Anayasası’nın 141. maddesine göre, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerekmektedir. Temyiz edilen kısa karar, bu hususları kapsamadığından, temyiz denetimi mümkün değildir. Bu durumda, mahkemece, ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine dair karar verilmesi üzerine, HMK hükümleri uyarınca usulüne uygun şekilde gerekçeli karar yazılmamış olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, ihtiyati tedbir kararına itiraz eden davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın ihtiyati tedbire itiraz eden davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Bir dava içerisinde ihtiyati tedbir talebinde bulunulması halinde, gerek bu istemin reddine dair kararlar ve gerekse de konulmuş olan ihtiyati tedbirin kaldırılması isteminin reddine dair kararlar “ara kararı” niteliğinde olup bu nitelikteki ara kararlarının infazı söz konusu olmadığından gerekçeli karar formatında yazılmasına gerek yoktur. HMK’nın 391/2. maddesi ihtiyati tedbir talebinin kabulü haline, bir diğer söyleyişle ihtiyati tedbir kararına ilişkin olup ancak bu nitelikteki kararlarda bulunması zorunlu unsurlara işaret eden bir yasa maddesi niteliğindedir. Bu nedenle, ihtiyati tedbirin kaldırılması isteminin reddine ilişkin ara kararları bakımından da söz konusu yasa hükmünün geçerli olduğu kabul edilemeyeceği gibi HMK’nın 297. maddesindeki “hüküm” niteliğindeki kararlarda yer alması gereken unsurların bulunması gerektiğinden de söz edilemez.. Keza, HMK’nın Uygulama Yönetmeliği’nde de, bu nitelikteki kararlar bakımından, Daire çoğunluğunun aradığı nitelikte bir format öngörülmemiştir. Elbette ki, Anayasa’nın 141/3. maddesi uyarınca mahkemelerin verdiği her türlü kararın ve bu arada ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin ara kararlarının da gerekçe taşıması gerekir. Yargıtay’ın müstakilen temyiz yolu açık bulunan ara kararı niteliğindeki bu nevi kararlar üzerindeki temyiz incelemesinin de söz konusu ara kararında da yer alması gereken işbu “gerekçe” üzerinden gerçekleştirilmesi gerekli ve yeterlidir. Öte yandan, somut dava bakımından, temyize konu edilen söz konusu ara kararı taraf vekillerinin yüzüne karşı tefhim ve tevdi edilmiş bulunmakla, Tebligat Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca tebliğ işleminin de gerçekleştirilmiş olduğu ortadadır.
Tüm bu yasal, gerektirici ve mantiki nedenler karşısında, mahkemenin ihtiyati tedbirin kaldırılması isteminin reddine dair ara kararının, salt “gerekçe ihtiva etmemesi nedeniyle” bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan Dairemiz çoğunluğunun yukarda açıklanmaya çalışılan ilave bozma nedenlerine katılmayı olanaklı görmüyorum.