YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1305
KARAR NO : 2020/16691
KARAR TARİHİ : 17.11.2020
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet etmek suçundan sanık …’ün, anılan Kanunun 3/10, 5/2 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Bodrum 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12/07/2018 tarihli ve 2018/153 Esas, 2018/535 sayılı kararının kesinleşmesini müteâkip, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı vekilinin itirazının katılma talebi yönünden kabulüne ilişkin Bodrum 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 01/11/2018 tarihli ve 2018/153 Esas, 2018/535 sayılı ek kararını takiben, katılan sıfatıyla Gümrük ve Ticaret Bakanlığı vekilinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bodrum Ağır Ceza Mahkemesi’nin 26/11/2018 tarihli ve 2018/916 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 27.03.2020 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.05.2020 gün ve KYB. 2020-44068 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 20/12/2016 tarihli ve 2014/31620 Esas, 2016/11285 Karar sayılı ilamında, “…Katılan … İdaresi vekilinin temyiz itirazları üzerine yapılan incelemede; Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresi’nin davaya katılma ve hükmü temyize yetkisinin bulunmadığı gibi katılmasına karar verilmesi de hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, Gümrük İdaresi vekilinin vaki temyiz talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi gereğince REDDİNE… ” şeklinde belirtilmesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260. maddesinde yer alan, “Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet Savcısı, şüpheli, sanık … bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır…”, şeklindeki düzenleme ile aynı Kanunun 231/12. maddesindeki “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda, sanığın üzerine atılı suçun niteliği itibarıyla suçtan doğrudan zarar görmeyen ve katılma sıfatına haiz olmadığından bahisle davaya katılma hakkı bulunmayan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurum vekilinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itirazının usulden reddi gerekirken işin esasına girilerek red kararı verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanığın eyleminin suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasa kapsamında kaldığı ve suçtan zarar görenin Gümrük İdaresi olması, Bodrum 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12/07/2018 tarihli ve 2018/153-535 E-K sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararına karşı Gümrük İdaresi vekili tarafından itiraz edilmesi, Bodrum Ağır Ceza Mahkemesi’nin 26/11/2018 tarihli ve 2018/916 değişik iş sayılı kanun yararına bozmaya konu kararının Gümrük İdaresi vekilinin bu talebine ilişkin olması, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu vekilinin bir itirazının bulunmaması nedenleriyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden CMUK’nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına kararın bozulmasına dair talebinin REDDİNE, 17.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.