YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2863
KARAR NO : 2020/5596
KARAR TARİHİ : 02.11.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece tapu iptali ve tescil talebinin reddine, tenkis talebinin kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan babaları …’nun bölgelerinde kadastro geçtiği sırada bütün taşınmazlarını 15.03.2002 tarihinde davalı ikinci eşi … adına tespit ve tescil ettirdiğini, ayrıca 1.500 m2’lik arazisini satarak davalıya ivazsız kazandırmada bulunduğunu, yapılan işlemlerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğunu, yurt dışında yaşadıklarından bu işlemlerden haberdar olmadıklarını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile ivazsız kazandırmaların terekeye iadesine, olmadığı taktirde tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, mirasbırakanın kadastro tespitinden önce dava konusu taşınmazları bağışladığını, bir taşınmazın ise üçüncü kişiye satıldığını, ivazsız kazandırma bulunmadığını, satış bedelinin mirasbırakanın tedavi giderlerinde kullanıldığını, eşinin bakımı karşısında duyduğu minnet nedeniyle taşınmazları bağışladığını, oğlu Samet’in geliri ile çekişmeli yere ev yaptırdıklarını belirterek öncelikle davanın reddini savunmuş, tenkise hükmedilmesi halinde binanın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti ile tercih haklarını mülkiyetten yana kullandığını bildirmiştir.
Mahkemece, tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, tenkis isteğinin kabulüne ilişkin verilen ilk karar Dairece; “…tarafların beyanları doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılması bu arada özellikle T.M.K.’nun 564. maddesindeki düzenleme de gözetilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılama neticesinde tenkis isteğinin kabulüne karar verilmiş, anılan ikinci karar bu kez Dairece “… öncelikle miras bırakanın aktif ve pasif terekesinin sağlıklı olarak tespit edilmesi, ondan sonra uzman bilirkişi marifetiyle doğru bir şekilde sabit tenkis oranı belirlenerek çekişmeli taşınmazların belirlenen sabit tenkis oranında bölünüp bölünemeyeceği araştırılmalı, bölünmesi mümkün ise taraflar adına tesciline karar verilmesi, bölünmesi mümkün değil ise davalı tarafa bu aşamada Türk Medeni Kanunu’nun 564. maddesi gereğince tercih hakkının hatırlatılması, ondan sonra 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca süratle sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiyatlara göre değerinin belirlenmesi, önceki bozma ilamında değinilen ilkeler gözetilerek eksiksiz bir şekilde araştırma ve incelemenin tamamlanması ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilip hatalı bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle bulunan miktarın tenkisine karar verilmiş olması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda tapu iptali ve tescil talebinin reddine, tenkis talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca araştırma yapılarak yazılı olduğu üzere tenkis isteğinin kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalının diğer temyiz itirazlarının reddine.
Ancak bilindiği üzere; bozmaya uymakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğacağından mahkemenin bozma kararında belirtildiği şekilde işlem yapmak ve orada gösterilen doğrultuda hareket etmek zorunluluğu bulunmaktadır.
Ne var ki; mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki, davalı dava konusu 50 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın oğlunun gelirleriyle yapıldığını belirterek bu taşınmaza ilişkin tercih hakkını mülkiyetten yana kullandığını bildirmiş, mahkemece 50 parsel yönünden davacılar lehine tenkis alacağına hükmedilmesine rağmen dava konusu 52, 53 ve 54 parsel sayılı taşınmazların davacılar adına tesciline karar verilirken davacıların saklı payı dışında kalan bedel yönünden davalı lehine bir hüküm kurulmamıştır.
Hal böyle olunca, dava konusu 52, 53 ve 54 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacılar adına tescille beraber saklı payları dışındaki kısmın bedeli hesaplanarak davalıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Davalının bu yönüyle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.