YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/23048
KARAR NO : 2022/3557
KARAR TARİHİ : 23.02.2022
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : 4389 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I- Sanıklar … ve … hakkında “basit zimmet” suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Mahkeme gerekçesinde sanık … hakkında da atılı suça azmettirdiği gerekçesiyle mahkumiyet kararı verileceği belirtilmesine rağmen hüküm fıkrasında yalnızca sanıklar … ve … hakkında mahkumiyet kararı verildiği, sanık hakkında ise atılı suçtan dolayı hüküm kurulmadığı, mahkemece zamanaşımı süresi içinde her zaman hüküm kurulabileceği gözetilerek yapılan incelemede;
Son işlem tarihi olan 26/06/2003 tarihi itibarıyla temyiz inceleme gününde, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/3. ve 104/2. maddelerinde öngörülen olağanüstü 15 yıllık zamanaşımının gerçekleştiği anlaşılmakla; sanık … müdafii ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, anılan maddeler ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddesi uyarınca sanıklar hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
II- Sanıklar … ve … hakkında “nitelikli zimmet” suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde ise;
Hükmolunan cezanın nevi ve miktarına göre sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme istemi yerinde görülmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
… Şube Müdürü olan sanık …’ın banka müşterisi olan … tarafından bankaya verilen ve gerektiğinde oğlu … adına tahsis edilecek kredinin teminatı olarak gösterilen rehin ve blokaj taahhütnamesinde müdahil …’nın yerine sahte imza atarak karşılığı olmadığı ve teminat göstermediği halde diğer sanık …’e kredi sağlayıp menfaat sağladığı iddiası nedeniyle yapılan yargılamada; sanık …’in yetkilisi olduğu … Ltd.Şti isimli firmaya 20.01.2004 tarihli kredi teklifine istinaden 20.01.2004 tarihinde 400.000 TL ve 30.01.2004 tarihinde ise 100.000 TL olmak üzere toplam 500.000 TL kredi kullandırıldığı, firma riski için maddi teminat olarak … ve …’nın müşterek hesaplarına rehin konulduğu, firmaya kullandırılan kredinin 200.000 TL’lik kısmının …’nun yetkilisi olduğu … isimli firmanın … şubesindeki vadesiz hesabına yatırıldığı, kalan 200.000 TL’lik kısmının ise müşteki … hesabından …’nın taşeron firması olduğu iddia edilen … Ltd. Şti.’nin … şubesindeki vadesiz hesabına aktarıldığı, kredinin 100.000 TL’lik kısmının … hesabından 10.02.2004 tarihinde, 200.000 TL’lik kısmının ise …’nın 24.02.2004 tarihli ve “… San. Tic. Ltd. Şti kredine mahsup edilmek üzere 200 Milyar TL havale yapılması” ifadelerini içeren yazılı talimatına istinaden … şubesinden havale edilen 200.000 TL ile ödendiği,geri kalan 200.000 TL’lik krediye ilişkin olarak ise … Noterliğinden gönderilen 26.04.2004 tarihli ihtarname ile tüm borca itiraz edilerek sanık … hesabından yapılan ödemeyle kredinin tamamen kapatıldığı, bankanın 19.07.2004 tarih 2004/02 sayılı soruşturma raporuna göre … ve …’nın … şubesi nezdindeki müşterek hesapları teselsüllü müşterek olup hesap sahiplerinden yalnızca birinin imzasının bulunmasının müşterek mevduat üzerinde rehin tesis edilmesi açısından yeterli olduğu;
Sanık …’in aşamalarda alınan savunmalarında çekilen krediden müştekinin de haberdar olduğunu, …’nın bankadaki parası teminat gösterilerek kendi şirketi lehine 400.000 TL kredi tahsis edildiğini, aralarındaki anlaşmaya göre kredinin 200.000 TL’sini kendisinin, 200.000 TL’sini ise …’nın aldığını, bu anlaşmaya istinaden müştekiye 31.03.2004 vadeli 250.000 TL bedelli senet verdiğini, senedin müştekinin kendi el yazısı ile doldurulmuş olduğunu, senet üzerinde …’nun da imzası bulunduğunu beyan ettiği, …’nun 2004/587 Esas sayılı dosyada 24.05.2005 tarihinde tanık sıfatıyla alınan ifadesinde de …’in … hesabından kullanacağı krediye kefil olmasını istediğini, kendisinin de 250.000 TL bedelli bir senedi kefil olarak imzaladığını beyan etmesi, tanık banka çalışanı …’nun ifadeleri, müşteki …’nın 07.06.2004 tarihinde … Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde de hesabından kullandırılan 400.000 TL’lik kredinin 200.000 TL’sini kendisinin çektiğini kabul etmesi karşısında, yukarıda bahsedilen deliller ve tüm dosya kapsamına göre müştekinin olayın başından beri sanık … ile kredi almak hususunda anlaşma içerisinde oldukları, tahsis edilen kredinin …’in kullandığı 200.000 TL’lik kısmının ödenmemesi üzerine taraflar arasında ihtilaf oluştuğu, sanıkların üzerine atılı banka zimmeti suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden sanıkların beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre ise;
1) 4389 sayılı Yasanın 22/3. maddesi hükmedilecek 3 kat adli para cezasında ve tazmine karar verilen banka zararında, zimmet nedeniyle oluşan zarar miktarı saptanırken, sanığın katılan bankaya verdiği faiz ve diğer masraflar hariç net zararın, bir başka deyişle mal edinmek maksadıyla sağladığı yararın esas alınması gerektiği gözetilmeden bankanın 200.000 TL bedelli nakdi krediye uyguladığı devre faizi, gecikme faizi ve ana para faizi de eklenenerek bulunan 235.469,90 TL’nin esas alınması,
2) Zimmet nedeniyle oluşan zarar miktarı saptanırken, sanığın katılan bankaya verdiği faiz ve diğer masraflar hariç net zararın, bir başka deyişle mal edinmek maksadıyla sağladığı yararın esas alınması gerektiği gözetilmeden bankanın 200.000 TL bedelli nakdi krediye uyguladığı devre faizi,gecikme faizi ve ana para faizi de eklenenerek bulunan 235.469 ,90 TL’nin zarar olarak kabul edilip nispi harç ve nispi vekalet ücretlerinin de bu miktar üzerinden hesaplanması,
Yasaya aykırı, sanık … müdafii ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte kalan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/02/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.