YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/3800
KARAR NO : 2012/34970
KARAR TARİHİ : 17.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında 2003 yılı olarak hatalı gösterilen suç tarihinin mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Sanıkların, … yönetim kurulu üyesi olarak görevli oldukları 2003-2008 yılları arasındaki dönemlere ilişkin usulsüzlük yaptıkları iddiasıyla kamu davasının açılmış olması ve mahkemece bu doğrultuda yargılama yapılarak hüküm kurulması karşısında, suç tarihi itibariyle zamanaşımının gerçekleştiğinden bahisle düşme kararı verilmesi yönündeki tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Güveni kötüye kullanma suçunun, ancak kendisinin veya başkasının menfaatine olarak zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunulması halinde oluşacağı, ihmale dayanan eylemler nedeniyle bu suçun oluşmasının mümkün olmayacağı göz önünde bulundurularak, dosya kapsamından her yılın başında üç kişiden oluşacak şekilde Kat Malikleri Genel Kurulu tarafından seçildiği anlaşılan yönetim kurulu üyeleri arasında bir işbölümü bulunup bulunmadığı ile para tahsil ve harcamaya kimin yetkili olduğunun araştırılmaması yanı sıra, denetim kurulu üyelerini de kapsayacak şekilde tüm sanıkların sorumlu tutulması,
16.09.2010 tarihli bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere; 2004 ve 2005 yıllarına ilişkin defterlerin site yönetimi tarafından ibraz edilmemesi nedeniyle herhangi bir inceleme yapılamadığı, ayrıca raporun “inceleme ve tespitler” kısmında 08.01.2006 tarihi itibariyle yönetim kurulu üyeliğine …, … ile …’ın seçildiğinin belirtilmiş olmasına rağmen, sonuç ve kanaat kısmı ile 25.11.2010 tarihli ek raporda; … yerine …’in yönetim kurulu üyesi olarak gösterildiği, yine 13.02.2009 günlü bilirkişi raporunda yönetim ve denetim kurulu üyelerine verilmesi kararlaştırılan huzur hakkının hükme esas alınan bilirkişi raporunda dikkate alınmadığı anlaşılmakla, öncelikle 2004-2005 yıllarına ilişkin defter ve belgelerin temin edilerek dosyanın 3 kişiden oluşturulacak bilirkişi heyetine tevdi edilmesi suretiyle yukarıda tespit edilen eksiklikler ve çelişkilerin giderilerek sanıkların hukuki durumunun tespit edilmesi ile bilirkişi tarafından içerikleri tespit edilen ve hukuki geçerliliği olmadığı belirlenen belgelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının araştırılmasından sonra hukuki durumlarının takdir veya tayini gerekirken, eksik incelemeyle hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanıklar tarafından, …’in, zararın büyük bir bölümünü gidermiş olduğunun iddia olunması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi bakımından sanık … ile katılan tarafın ifadelerine başvurularak, ödeme olup olmadığı, olduysa hangi tarihlerde yapıldığı ile kısmi ödeme varsa sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızalarının bulunup bulunmadığının değerlendirilerek sonucuna göre TCK.nın 168. maddesinin uygulanmasının gerekip gerekmediğinin tartışılmadan, yazılı şekilde karar verilmesi,
Hapis cezalarının “suçun işleniş şekli, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği yer ve zaman, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı” nazara alınarak takdiren asgari hadden tayin olunmasına rağmen, aynı gerekçe ile hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezalarının birim gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak 30 gün olarak belirlenmesi suretiyle gerekçede çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile sanık müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.