Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18099 E. 2013/2188 K. 06.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18099
KARAR NO : 2013/2188
KARAR TARİHİ : 06.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların kendilerini farklı isimlerde, farklı iş yapan kişiler olarak tanıtıp değişik iş ve ev adreslerinde kısa süreli bulunmak suretiyle bu yerlere piyasada tüpçülük yapan müştekilerden 1-2 gün sonra ödenmek üzere tüp topladıkları ancak paraları söyledikleri zamanlarda ödemeyerek sahte ve geçici olarak bulundukları bu yerlerden tüplerle ayrılmak suretiyle dolandırdıkları iddia edilen olayda ;
17/01/2007 tarihli oturumda müşteki …’ın katılmasına karar verilmesi, diğer müşteki …’ın katılma talebinde bulunmaması nedeniyle tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede ;
A- Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik katılan … vekili ve sanık müdafiinin temyiz isteklerinin incelemesinde ;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’ nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
TCK’nın 43/1.maddesinde “bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda bİr cezaya hükmedilir, ancak bu ceza 1/4’de 3/4’üne kadar artırılır” düzenlemesi karşısında, sanığın müşteki …’dan iki gün ara ile iki defa tüp alarak dolandırması eyleminin teselsül ettiği halde tayin olunan cezanın 43/1 maddesi uyarınca artırılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini ,15. ve 16. hükümlerde TCK’nın 61 /5 maddesine aykırı olarak aynı yasanın 168/2 maddesinin 43/1. maddesinden önce uygulanması suretiyle de eksik ceza tayini ve adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 gün ve 2007/20-108, 2007/152 sayılı kararın açıkladığı üzere, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal ve dosya içeriği ile örtüşmesi gerekmektedir.
Hükmolunan hapis cezası alt sınırdan tayin olunmasına rağmen, aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan ”5237 sayılı TCK’nın 157/1, 168, 52/2 maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 304 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere 3.640TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ifadelerinin yerine ” 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 168. maddesi gereğince cezasından 1/2 oranında indirim yapılarak sanığın 2 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2 maddeleri gereğince verilen 4 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere sonuç olarak 40.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükümde yer alan ”5237 sayılı TCK’nın 157/1, 168, 43/1,52/2 maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 304 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere 4.540TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ifadelerinin yerine ”5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 168. maddesi gereğince cezasından 1/2 oranında indirim yapılarak sanığın 2 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 43/1 maddesi gereğince cezasından 1/4 oranında indirim yapılarak sanığın 1 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,aynı yasanın 52/2 maddeleri gereğince verilen 1 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere sonuç olarak 20.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B-Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde ;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’ nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.02.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.