YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15121
KARAR NO : 2013/2323
KARAR TARİHİ : 07.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme, Hakaret, Yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılanın sekreter olması ve ödenecek parayla ilgisinin bulunmaması karşısında, katılandan kaynaklanan bir haksız hareket olmadığı, haksız hareketin sanıklardan geldiği gözetilmeden sanıklar lehine tahrik hükümlerinin uygulanması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
A-Sanık … hakkında “mala zarar verme” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; sanığın yanındaki diğer sanık … ile alacaklı oldukları şahsın iş yerine gitmeleri, sanık …’in bu iş yerinde sekreter olarak çalışan katılana ait telefonu fırlatıp kırması şeklinde gerçekleşen olayda “mala zarar verme” suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların ve O Yer C.Savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
5237 Sayılı TCK’nın 53/4.maddesi gereğince, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanıklar hakkında aynı kanun ve maddenin 1.bendinde gösterilen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK.nun 53.maddesinin uygulanmasıyla ilgili kısmın çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B-Sanık … hakkında “basit yaralama”, sanık … hakkında “basit yaralama, hakaret” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan incelemede;
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiili belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Haraketin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum zararında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi halinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Somut olayda, sanıkların, alacaklı oldukları şahsın iş yerine gitmeleri, sanıklardan … İbrahim’in bu iş yerinde sekreter olarak çalışan katılana “kaltak benimle ne biçim konuşuyorsun” demesi, her iki sanığın katılana vurarak onu basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralaması şeklinde gerçekleşen olayda “hakaret” ve “basit yaralama” suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların ve O Yer C.Savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-5271 sayılı CMK’nun 231/6-c fıkrasında belirtilen zarar kavramının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 11-250/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamadığı, sanıkların sabıkasız olduğunun anlaşılması, yaralama ve hakaret suçlarında dosyaya yansıyan, katılan tarafından ileri sürülmüş ve belgelendirilmiş giderilmesi gereken ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi bir zarar bulunup bulunmadığının katılan ve sanıklardan sorulup bir saptama yapılmadan ve manevi zararın ise hükmün açıklanmasının geri bıkarılmasının uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden CMK.nun 231.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2-5237 Sayılı TCK’nun 53/4.maddesi gereğince, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanıklar hakkında aynı kanun ve maddenin 1.bendinde gösterilen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların ve O Yer C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.