Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/24022 E. 2013/7118 K. 17.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24022
KARAR NO : 2013/7118
KARAR TARİHİ : 17.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılana Ankara’da tanıdıkları olduğunu 2000 TL karşılığında DSİ’de kendisini işe sokabileceğini işe girdikten sonra da 4000 TL alacağını söylediği, bu teklifi kabul eden katılanın 2000 TL’yi tanık … ’nun yanında sanığa elden verdiği, parayı alan sanığın katılana iş bulmadığı gibi parasını da iade etmediği şeklinde gerçekleşen olayda, 5237 sayılı TCK’nın 158/2.maddesindeki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi açısından, suç failinin ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını söylemesi ve kamu görevlilerini tanıdığını, hatırının sayıldığını, işini yaptırabileceğini söyleyerek mağduru kandırması gerektiği, olayda nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı dikkate alınarak, basit dolandırıcılık suçunun işlendiği gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş; Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütalaasını usulüne uygun olarak sunduğu, mütalaanın gerekçeli
kararda yazılmamış olmasının sonuca etkili olmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bu hususlarda bozma isteyen düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezasının alt sınırdan tayin olunmasına karşılık adli para cezası belirlenirken yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayin edilmesi,
2-Sanık hakkında belirlenen temel gün adli para cezasının, para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan yasa maddesi ile taksitlendirilirken uygulanan yasa maddesinin gösterilmemesi suretiyle, CMK.nun 232/6. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “225 gün”, “187 gün” ve “3740 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi, hükmün dördüncü bendine “TCK.nun 52/2 maddesi uyarınca” ibaresi, hükmün beşinci bendine “TCK.nun 52/4 maddesi uyarınca” ibaresi eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.