Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/24843 E. 2013/2130 K. 06.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24843
KARAR NO : 2013/2130
KARAR TARİHİ : 06.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması,rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın, avukat olan katılanın avukatlık bürosunda sekreter olarak çalıştığı, katılan tarafından vergi ve topluluk sigorta prim borçlarının vergi dairesi ve SGK’ya ödemesi için verdiği paraları yatırmayarak mal edindiği şeklinde gerçekleşen eyleminde güveni kötüye kullanma suçunun sübut bulduğuna ilişkin kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Mahkemece hükme esas alınan serbest muhasebeci … tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, iddianame ve kabule göre suç tarihleri 2004-2005 yılları olduğu halde 2003-2005 yıllarına ilişkin vergi ve sigorta borçlarının esas alındığı,suç tarihleri belirtilmeden güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna ilişkin beyanda bulunulması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; yukarıda değinilen konuları içeren konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmasından sonra, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme sonucu yetersiz ve 5271 sayılı CMK’nun 67/3 maddesine aykırılık teşkil eden bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanığın, eylemi teselsül ettiği halde hükmolunan cezasının zincirleme suç hükümlerine göre artırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.