Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/23429 E. 2013/6778 K. 11.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23429
KARAR NO : 2013/6778
KARAR TARİHİ : 11.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında “Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede,
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın katılana ait şirkette satış ve muhasebe elemanı olarak çalıştığı, gün içerisinde kendi satışını yaptığı malların parasını şirkete teslim ettiği, ayrıca şirket adına işyeri dışında satış yapan elemanların satışı ile ilgili paraları da kendisinin teslim aldığı ve gün sonunda şirkete teslim ettiği, bu şekilde çalıştığı sırada 2006 yılı ağustos ayı içerisinde satışını yaparak faturasını kestiği mallarla ilgili olarak 200 TL’yi; iş yerinde pazarlamacı olarak çalışan …’in iş yeri adına satışını yaptığı mallarla ilgili olarak kendisine verdiği 629 TL’nin 119 TL’sini katılana teslim etmediği, 2006 yılı eylül ayı içerisinde katılanın bilgisi dışında bu iş yerinden parasını ödemeden avize aldığı ve iş yeri çalışanlarından …’a, … isimli şahsın odasına taktırdığı olayda “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşm
ası gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılıkların, yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından sırasıyla “40 gün”, “50 gün”, “41 gün” ve “820 YTL” terimlerinin çıkarılarak yerine sırasıyla “5 gün”, “6 gün”, “5 gün” ve “100 TL “ terimleri eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.