YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5696
KARAR NO : 2013/7235
KARAR TARİHİ : 18.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkarsağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, Sabiha Gökçen Havalimanında çalışmadığı halde kendisini katılanlara burada görevli şoför olarak tanıttığı, ayrıca Sabiha Gökçen Havalimanında çalışmadığı ispatlanan hayali bir şahıs olan … isimli kişiye tanıdığını ve bu kişinin etkin ve yetkili bir şahıs olduğunu, kendi ekibini kuracağını söyleyerek böyle bir işe talip olmaları halinde yanlızca rapor ve apron giriş bedeli olarak 800 TL masraflarının olacağını beyan ettiği, sanığın bu beyan ve davranışlarına güvenerek katılanların parayı ödedikleri, sanığın katılanlara özel bir hastaneden rapor aldırarak ve ara sıra … olarak anlattığı gerçekte var olmayan bu şahıs ile katılanların yanında telefonla görüşüyormuş gibi yaparak katılanları inandırmak adına girişimlerde bulunduğu, sanığın bu şekildeki hileli söz ve davranışlarla ikna ettiği katılanlardan muhtelif zamanlarda haksız menfaat temin ettiği anlaşıldığından, atılı suçun subut bulduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nun 157.maddesinde tanımlanan dolandırıcılık suçunda uygulanacak ceza sabit olmayıp, asgari ve azami sınırlar arasında bir miktarın belirlenmesine olanak verecek biçimde düzenlenmiştir. Cezanın alt sınırdan veya alt sınırdan uzaklaşılarak tayini hakimin taktir yetkisinde olmakla beraber, takdiren veya teşdiden gibi kelimeler yerine, TCK 61.madesinde yer alan ölçütleri kullanmalıdır. Hakim, alt ve üst sınırlar arasında temel cezayı belirlerken, TCK 61/1.maddesinde sınırlı olarak sayılan yedi kriter esas almalıdır.
Bu açıklamalar çerçesinde somut olayda; temel ceza belirlenirken TCK.nun 61/1.maddesindeki ölçütler esas alınarak yasal ve yeterli gerekçe gösterilmek suretiyle alt sınırdan uzaklaşılması karşısında, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak,
Sanığın, katılanlara Sabiha Gökçen Havalimanında işe girmelerini sağlayacağını, sağlık raporu ve apron giriş bedeli olarak toplam 800 TL ödemeleri gerektiğini söyleyerek elde edeceği haksız menfaati baştan belirleyip, önce 23.07.2012 tarihinde katılanlar …, … ve …’dan, daha sonra 31.07.2012 tarihinde katılanlar … ve … menfaat temin etmesi karşısında; sanığın katılanlar …, …, …’a yönelik eyleminden dolayı bir kez ve katılanlar …, …’a yönelik eylemleri nedeniyle yine bir kez olmak üzere atılı suçtan TCK’nun 157/1 ve 43/2.maddeleri gereğince iki kez cezalandırılması yerine, sanığın her bir katılana karşı dolandırıcılık suçunu işlediğinden bahisle beş kez ayrı ayrı cezalandırılması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.