YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21466
KARAR NO : 2013/6820
KARAR TARİHİ : 15.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın daha önce tanımadığı ve iş aradığını bildiği müştekiyi telefonla arayarak kendisine iş bulabileceğini söylemesi nedeniyle müşteki ve sanığın bir araya geldikleri, sanığın, yapılacak işlemler için 1.800 TL para gerektiğini söylediği, müştekinin, o kadar parası olmadığını söyleyip 1.350 TL parayı sanığa verdiği, sanığın, sigorta işlemleri için kimlik fotokopisinin gerekebileceğini söyleyerek müştekiyi fotokopi çektirmeye gönderdiği, müşteki geldiğinde, suçunu ikrar eden sanığın yerinde olmadığını gördüğü, böylece dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nın 34/1, 230 maddeleri ile 1412 sayılı CMUK’ un 308/7 maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması bu anlamda; gerekçe bölümünde, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, doğrudan hüküm kurularak gerekçesiz karar verilmesi,
2-Kabule göre de; hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
3-5237 sayılı TCK uygulanarak hüküm kurulmasına rağmen, takdiri indirim maddesi olan 62. madde yerine, suç tarihi itibariyle uygulama yeri bulunmayan mülga 765 sayılı TCK’nın 59/2 maddesinin sevk maddesi olarak gösterilmesi,
4-Sanık müdafiinin lehe hükümlerin uygulanması talebi bulunmasına karşın, sanık hakkında TCK’ nın 50 ve 51. maddelerinin uygulanması hususunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.