Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/23126 E. 2013/6597 K. 10.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23126
KARAR NO : 2013/6597
KARAR TARİHİ : 10.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni Kötüye Kullanma, Görevi Kötüye Kullanma, Görevi İhmal

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanık hakkında güveni kötüye kullanma ve görevi ihmal suçlarından kurulan beraat hükmü bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın avukat olduğu ve katılanın vekili sıfatıyla Ankara 8. İcra Müdürlüğü kanalıyla katılanın alacaklısı olduğu bir takibe ilişkin olarak toplam 92.619,40.YTL’sini tahsil ettiği halde bunun 70.000,00.TL’sini katılandan borç olarak almakla birlikte bakiye kalan 22.619,40.YTL’sini katılana vermeyerek hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanmak suçunu işlediğininin iddia edildiği ancak 20.04.2005 tarihli ibraname ile katılan …’un sanık avukat …’i bu takiple ilgili olarak ibra ettiği ve sanığın savunmasının aksine ve bu ibraname karşısında atılı suçu işlediğine dair delil bulunmadığı yine Sanığın katılan aleyhine eski eşi tarafından açılan ve Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/406 esasında görülmekte olan ve evlilik sırasında elde edilen malların katkı payı oranında iadesine ilişkin açılan davada davacı vekiliymişçesine katkı payı oranı tespiti için dosyanın bilirkişiye gönderilmesi talebinde bulunarak katılanın mağduriyetine sebebiyet vermek suretiyle görevini ihmal suçunu işlediğinin iddia edildiği somut olayda; işin esasının katkı payı oranı tespitine ilişkin olup, bu talep karşısında davanın sonuçlandırılması için bu hususun tespitinin gerekli olduğu ve istemin avukatlık görevinin ifasına
ilişkin olduğu ve mahkemece de konunun açıklığa kavuşturulması ve aydınlatılması gereken bir husus olduğu düşüncesi ile bilirkişi incelemesi yoluna gidildiği, ayrıca katılan vekili sıfatıyla Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesine katılan aleyhine olan itirazın iptali davasının sonuçlanmasına rağmen katılanı bu davadan haberdar etmeyerek görevi ihmal suçunu işlediği iddia edilmiş ise de; söz konusu davanın miktar yönünden kesin olan kısmen katılan lehine ve kısmen aleyhe sonuçlandığı ve davanın temyizinin kabil olmadığı ve bilgi verilmemesinin sonuca etkili olamayacağı anlaşılmakla atılı suçların unsurlarının oluşmadığına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,yerinde görülmeyen sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında görevi kötüye kullanmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmü bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Hükümden sonra 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1.maddesi ile TCK’nın 257/l-2. madde-fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen Cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCK’nın 7/2. madde-fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi,