YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3122
KARAR NO : 2013/3282
KARAR TARİHİ : 25.02.2013
Resmî belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından şüpheliler Türkiye İş Bankası Toptancı Hali yetkilileri, …, …, … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08/03/2012 tarihli ve 2011/70584 soruşturma, 2012/8385 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı şikâyetçi vekili tarafından yapılan itirazın reddine dair, mercii Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/08/2012 tarihli ve 2012/1671 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 14/01/2013 gün ve 2012/597/3428 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/01/2013 gün ve 2013/19636 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve … bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu;
Cumhuriyet başsavcılığınca, dosyaya ibraz edilen 22/06/2012 tarihli yetkilendirme kararının altındaki imzanın … ve …’a ait olup olmadığının grafolojik inceleme ile araştırılarak, imzanın ilgililere ait olması halinde; şüpheli …’nün 03/01/2012 tarihli beyanında 2010 yılı Temmuz ayında şirketten ayrıldığını belirtmesine karşın şirket ortaklarından …’ın 25/09/2011 tarihli beyanında şirket işlerini …’nün takip ettiği ve halen şirketin başında olduğu; şüpheli …’ın 01/04/2011 tarihli beyanında söz konusu çeklerin 2010 yılı başlarında kaybolduğunu belirttikten sonra şikâyetçiye çeklerin toplam bedeli kadar borçlarının olmadığını bu hususun ticarî defterleri ile sabit olduğunu beyan ettiği, buna göre şüpheli …’ın müşteki ile aralarında hukuksal ilişkiyi ikrar eden beyanının çeklerin müştekinin elinde hukuka uygun olarak bulunmadığı anlamına gelen savunmasını kanıtlamadığı gibi çeklerin 2010 yılında kaybolduğu savunmasını çürüttüğü, yine her üç şüphelinin de savunmalarının birbirlerini yalanladığının anlaşılması karşısında şüpheli şirket ortaklarının, şüphelilerden …’ye şirkete ait şube ile ilgili işlemleri yürütmek, her türlü işlemleri yapmak, münferiden atacağı imza ile şubeyi temsil ve ilzam etmesi hususunda yetki verdikten sonra yetki belgesinin sahteliğini iddia etmek suretiyle …’nün keşide ettiği çeklerin tahsilini akamete uğratmak suretiyle menfaat temin etmek şeklinde gerçekleşen eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu; ödeme tarihi itibariyle hesap sahibi tarafından çeklerin ödenmemesi hususunda verilmiş bir talimat veya mahkemece verilmiş bir ihtiyatî tedbir kararının bankaya bildirilmediğinin anlaşılması halinde ise şüpheli banka görevlilerinin ibraz edilen çeki, sahte olduğu gerekçesi ile ödememek şeklinde gerçekleşen eylemlerinin Diğer şüphelilerin nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak teşkil edeceği,İmzaların ilgililere ait olmadığının anlaşılması halinde ise, şüpheliler …, … ve … yönünden özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık, şüpheli … yönünden ayrıca resmî belgede sahtecilik suçunu oluşturabileceği gözetilerek bu kapsamda, taraflarca sunulanlardan delil değerini haiz olanlar ile sanıklara isnat edilen suçlara ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yarar her türlü delilin resen ve etraflıca araştırılarak ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın, Cumhuriyet başsavcılığınca etkin bir soruşturma yapılmasını sağlamak üzere kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet
isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 29/08/2012 gün ve 2012/1671 D. İş sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 25/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.