Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/7290 E. 2013/17862 K. 19.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7290
KARAR NO : 2013/17862
KARAR TARİHİ : 19.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; sanıkların suça konu çekleri ödemeden men kararı alabilmek için Sirkeci-Beyazıt arası tramvayda kaybettiklerini, ayrıca Bahçelievler-Fatih arasında yolculuk ederken takside unuttuklarına dair Fatih ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıklarına başvurdukları, sanık …’in birkaç kez şikayetçi …’ın iş yerinden alışveriş yaparak güven oluşturduğu ve bu güvenden yararlanarak şikayetçiden inşaat malzemeleri satın aldığı, karşılığında suça konu 30.07.2006 keşide tarihli 13.000-TL tutarında ve 10.08.2006 keşide tarihli 10.000-TL tutarındaki çekleri verdiği, şikayetçi …’in çekleri katılan … …’e alışveriş karşılığında ciro ettiği, ancak sanık …’ın, vekil tayin ettiği diğer sanık … ile birlikte aynı kast altında hareket etmek suretiyle çekleri kaybettiklerine dair dilekçe verdikleri ve böylece çeklerin
karşılığını ödemedikleri iddia edilen somut olayda; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; şikayetçi …’ın yetkili temsilcisi olduğu … İnş.Paz.ve Tic.Ltd.Şirketinin ticari belge, fatura ve defterlerinin celp edilerek suça konu çeklerin ticari ilişki nedeniyle verilip veilmediğinin tespit edilmesi ayrıca sanıklar tüm aşamalarda dolandırıcılık kastı ile hareket etmediklerini suça konu çekler üzerindeki yazı ve imzaların kendilerine ait olmadığını beyan etmiş olmaları karşısında, çeklerde ki yazı ve imzanın sanıkların eli ürünü olup olmadığının bilirkişi aracılığıyla açıklığa kavuşturulması için sanıkların suç tarihinden önce başka amaçlarla atılmış bol miktarda samimi imzalarını içeren belgelerin resmi kurumlardan getirtilerek, suça konu belgelerdeki imzaların sanıkların eli ürünü olup olmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumu Fizik/Grafoloji İhtisas Dairesinden rapor alındıktan sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de; TCK’nın 158/1-f maddesi ile tayin edilen para cezasının hesaplanması sırasında, suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli olduğundan, tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenmesi gerekirken, doğrudan haksız menfaatin iki katı olarak belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.