YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67923
KARAR NO : 2013/11378
KARAR TARİHİ : 18.06.2013
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suça sürüklenen çocuk …’in gerekçeli karar başlığında “sanık”, katılan olarak duruşmalara kabulüne karar verilen Sedat’ın ise gerekçeli karar başlığında “müşteki” olarak gösterilmesi mahallinde düzeltimesi mümkün görülmüş; suça sürüklenen çocuğun 18 yaşından küçük olması nedeniyle yargılamanın kapalı oturumlarda gerçekleştirilmesi gerekirken, oturumların açık yapılması ve hükmün de açık oturumda tefhim olunması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 185. maddesine muhalefet edilmesi telafisi mümkün olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Güveni kötüye kullanma suçunda ise, başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, cezalandırılmaktadır. Zilyetlik rızayla faile devredilmelidir.
Somut olayda; suça sürüklenen çocuğun, katılandan cep telefonunu kısa bir süre kullanıp iade etmek üzere aldığı ancak iade etmediğinin iddia ve kabul olunması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/06/2012 tarih ve 2011/15-440 esas, 2012/229 sayılı kararında da belirtildiği üzere, eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 141/1. maddesinde
öngörülen hırsızlık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği halde yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1-Suça sürüklenen çocuk müdafiinin 17.06.2009 tarihli oturumda lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep etmesi karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim nedenlerinin tartışılmaması,
2-5275 sayılı CGİK’nın 106/4. maddesi uyarınca çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezalarının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtar edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasanın 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden, kazanılmış hakkın gözetilmesine, 18.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.