YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21968
KARAR NO : 2021/10333
KARAR TARİHİ : 27.12.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkumiyet
İlk derece mahkemesince verilen re’sen de temyize tabi hüküm temyiz edilmekle başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınarak dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mağdurenin aşamalardaki ifadeleri, sanığın değişik tarihlerde birden fazla cinsel ilişkiye girdiği iddia edilmesine rağmen Büyükçekmece Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 29.12.2009 günlü 2009/5476 sayılı raporda mağdurenin yapılan genital muayenesinde hymen anüler vasıfta, fevhası işaret parmağı duhulüne müsait olup, eski veya yeni yırtığa rastlanılmadığı ve şahsın halen bakire olduğunun belirtilmesi, savunma ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik tarihlerde üvey kızı olan on beş yaşından küçük mağdureye yönelik istismar eylemlerini organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle sübuta eren cinsel organını vajinaya sürtme eylemlerinin zincirleme olarak beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilip, belirlenecek lehe kanuna göre mahkumiyeti yerine suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, re’sen de temyize tabi hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 27.12.2021 tarihinde üye …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dairemizce “sanığın … üvey kızı olan on beş yaşından küçük mağdureye yönelik istismar eyleminin organ sokmak sureti ile gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı, mevcut haliyle sübuta eren cinsel organını vajinaya sürtme eylemleri zincirleme olarak beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu” gerekçesiyle sanık hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmiş ise de;
Sanığın soruşturma aşamasında Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Mahkemesindeki 29.12.2009 tarihli sorgusunda üvey kızı olan mağdure ile bir yıl kadar önce cinsel ilişkiye girdiğini ve bir hafta kadar önce de onu okşadığını hakim huzurunda ikrar ettiği, aynı tarihte C. Savcısına verdiği ifadesinde ise mağdure ile bir yıl kadar önce cinsel ilişkiye girdiğini ve bir hafta kadar önce de onu okşayıp cinsel organını vücuduna sürttüğünü beyan ettiği, yargılama aşamasında sanığın ikrarından döndüğü, mağdure ve müştekinin de ifadelerini tamamen değiştirip sanığa iftira attıklarını beyan etmişlerse de sanığın soruşturma aşamasındaki Hakim ve C. Savcısı huzurundaki ikrarı nazara alınarak mahkumiyet hükmü kurulduğu, ikrarın bölünmesinin mümkün olmadığı, ikrarda geçen “cinsel ilişkiye girdim” bölümünün kabul edilmeyip “onu okşayıp cinsel organımı vücuduna sürttüm” bölümünün hükme esas alınmasının çelişki oluşturacağı, Adli Tıp Kurumu Büyükçekmece Şube Müdürlüğünün 29.12.2009 tarihli raporuna göre mağdurenin “hymen anüler vasıfta, fevhası işaret parmağı duhulüne müsait olduğu, bu haliyle bakire olduğu” belirtilmiş olup mağdurenin anatomik bakire (kızlık zarı duhule müsait yapıda) olmasının organ sokma suretiyle cinsel ilişkiye girmesini mümkün kıldığı, dolayısıyla sanığın “cinsel ilişkiye girdim” şeklindeki ikrarının aksini kabul etmeye imkan sağlayacak bir delilin de dosyada mevcut olmaması nedeniyle sanığa müsnet “organ sokmak suretiyle ve beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunun” sabit olduğu, ilk derece mahkemesince kurulan hükmün dosya kapsamına uygun olup onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan bozma yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
–