YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6891
KARAR NO : 2022/67
KARAR TARİHİ : 10.01.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUKDAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce bozmaya uyularak davanın kabulüne – reddine dair verilen 17.06.2020 tarih ve 2019/1719 E- 2020/486 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili ve davalı kurum vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı/karşı davalı vekili, davacı şirketin “FALEZ” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “FLZ” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı kuruma başvurduğunu, 2013/46759 sayılı başvuruya yapılan itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu “FLZ” ibareli markanın davacı şirket adına tescilli ve tanınmış “FALEZ” ibareli markalara ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, ortalama tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceğini ve davacı şirket ile bağlantı kurulabileceğini, davacı markasının bilinirliğinden haksız faydalanmaya neden olabileceğini, taraf şirketlerin aynı sektörde faaliyet gösterdiklerini, dava dışı Hürsultan şirketinin daha önce “FALEZ” ibareli marka tescil başvurusuna davacı şirketin itirazı neticesinde başvurunun kurum tarafından reddedildiğini, dava dışı şirket ile davalı şirketin yönetim kurulu başkanın aynı kişi olduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek asıl davada YİDK’nın 2014-M-15238 sayılı kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karşı davanın ise reddine karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı/karşı davada davacı şirket vekili, davacı başvurusuna konu ibare ile davacı markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerliğin bulunmadığını, bu ibareyi taşıyan çok sayıda markanın TPMK nezdinde tescilli olduğunu, davacı markalarının tanınmış marka olmadıklarını savunarak asıl davanın reddini istemiş, karşı davada ise davacı/karşı davalının adına tescilli markalarını 5 yılı aşkın süredir kendi faaliyet alanı olan mutfak dolabı, banyo dolabı, raylı dolap, giyinme odası ve tv ünitesi ürünleri dışında kullanmadığını ileri sürerek davacı/karşı dava davalı adına tescilli 2004/08755, 2005/17774, 2010/09399, 2010/06325, 2011/101587 sayılı markaların 06, 11, 20, 21, 35, 38 ve 42. sınıflara ait tescillerinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, YİDK kararının başvuru kapsamındaki tüm mallar yönünden iptali koşullarının oluştuğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, YİDK’nın 2014-M-15238 sayılı kararın iptaline, karşı davanın ise reddine dair kararın davalı kurum ve davalı/karşı davacı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, “FLZ” ibareli başvuru ile davacının “FALEZ” ve “RETİNA FALEZ” asıl unsurlu markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesi bulunmadığı, benzer olmayan markaya ilişkin başvurunun kötü niyetli olduğundan da söz edilemeyeceği, ayrıca başvurunun kötü niyetli olduğunun da ispat edilemediği, karşı davaya yönelik istinaf incelemesinde ise 06.01.2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 14.12.2016 tarihli 2016/148-2016/189 sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin iptaline karar verildiği gerekçesiyle davalı kurum vekili ile davalı/karşı davacı şirket vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Bu kararın davacı/karşı davalı vekili tarafından temyizi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan karar Dairemizin 2018/4117 E. – 2019/5841 K. sayılı ve 25/09/2019 tarihli ilamıyla davacı/karşı davalı yararına bozulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, dava dışı Hürsultan şirketinin yönetim kurulu başkanının …olduğu, adı geçen dava dışı kişinin aynı zamanda davalı şirketin de yönetim kurulu başkanı bulunduğu, davacı ve adı geçen dava dışı şirketin 2010 yılında işbu dava dayanağı itiraza mesnet markaları konu ederek birbirlerine ihtarname keşide ettikleri, bu halde dava dışı şirket ile davacı arasında “FALEZ” ibaresinin aidiyeti konusunda geçmişe dönük çekişme olduğu, dava dışı şirketin marka tescil başvurularının davacı itirazı sonrasında reddedildiği, tarafların aynı/benzer iştigal alanlarında faaliyet gösterdikleri, davalı ile dava dışı şirket yönetim kurulu başkanının aynı kişi olması ve idare heyetlerinin aynı soyadına sahip kişilerden oluşup aile şirketleri olduğu dikkate alındığında, itiraza mesnet markalardan davalının haberdar olduğu iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olmadığı, davalının, itiraza mesnet “FALEZ” ibareli markaların sessiz harflerini öne çıkararak asıl unsuru ile çağrışım yaparak ve davacının tescilli markasıyla ilişkilendirecek şekilde başvuruda bulunduğu, başvurunun davacı markalarından faydalanma amacı taşıdığı, her hakkın kullanılmasında olduğu gibi marka seçimi ve tescilinde de hakkın kötüye kullanılmaması gerektiği, kötü niyet karşında YİDK kararının başvuru kapsamındaki tüm mallar yönünden iptali koşullarının oluştuğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı dava yönünden ise davanın reddine dair verilen karar, taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden, davacı/karşı davalı yararına müktesep hak doğduğundan önceki karar gibi davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili ve davalı kurum vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekili ve davalı kurum vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı-karşı davacı vekili ve davalı kurum vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı kurumdan, aşağıda yazılı bakiye 107,00 TL temyiz ilam harcının ise temyiz eden davalı-karşı davacıdan alınmasına, 10/01/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.