YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3501
KARAR NO : 2013/11411
KARAR TARİHİ : 18.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme, Tehdit, Kasten Yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Sanığın daha önceden arkadaşı olan ancak kendisinden ayrılan katılana tokat atarak darp ettiği, gözlüğünü kırdığı ve üç ayrı tarihte tehdit ettiği iddia olunan olayda;
1-Mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Tehdit ve kasten yaralama suçlarından verilen mahkumiyet kararlarının temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
a)Tehdit suçu yönünden, sanık tarafından, 5237 sayılı TCK’nın 43/1.maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla aynı katılana karşı değişik tarihlerde kanunun aynı hükmünün birden fazla ihlal edilmesi suretiyle, katılanı üç ayrı tarihte tehdit etmesi karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde her bir tehdit eylemi nedeniyle ayrı ayrı hüküm kurulması,
b)Tehdit ve kasten yaralama suçları yönünden, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün, 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunda giderilmesi gereken zararın maddi zarar olup, katılan tarafından talep edilen veya mahkemece belirlenip ortaya konulan bir zarar miktarı da bulunmadığı, giderilecek maddi bir zarardan da söz edilemeyeceğinden ve Ceza Genel Kurulu’nun 18.09.2012 gün ve 2012/2-168-1776 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; koşullu bir düşme nedeni oluşturan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, mahkumiyet, suç niteliği ve ceza miktarına ilişkin objektif koşulların varlığı halinde, cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin olan, seçenek yaptırıma veya tedbire çevirme yada erteleme hükümlerinden önce ve 6008 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce re’sen, bu değişiklikten sonra ise, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmesi halinde mahkemece değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanması gerektiğinden, adli sicil kaydından sabıkasız olduğu anlaşılan sanık hakkında, zararın giderilmediği ve verilen cezaların ertelenmiş olması şeklinde yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle CMK.nın 231.maddesinde yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmi, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.