Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/38 E. 2013/11330 K. 18.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/38
KARAR NO : 2013/11330
KARAR TARİHİ : 18.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Emekli Sandığının AO.157.044.2 nolu dosyasından yetim aylığı alan …’ın sanığa kendi adına maaşı çekmek için 23.01.1990 tarihli vekaletname verdiği, …’nın 27.11.1990 tarihinde vefat etmesine rağmen sanığın 1997-2007 tarihleri arasında …’ın hayatta olduğuna dair yoklama belgelerini sahte olarak düzenleyip maaşı alırken ibraz ettiği ve maaşı 31.07.2007 tarihine kadar aldığı şeklindeki eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
A-Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK.nun 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin TCK’nın 158/1-e, son maddesi gereğince temel ceza belirlenirken elde edilen haksız yararın iki katının esas alınması suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükümde adli para cezasına ilişkin uygulama çıkartılarak yerine, “TCK’nın 158/1-e, son maddesi uyarınca 4327 gün, aynı yasanın 43/1 maddesi ile 1/4 oranında artırılarak 5408 gün, aynı yasanın 62/1.maddesi ile 1/6 oranında indirilerek 4506 gün karşılığı adli para cezasıyla cezalandırılmasına, TCK’nın 52/2.maddesi ile 1 gün karşılığı 20 TL’den hesaplanarak para cezasına çevrilmek suretiyle sonuç olarak 90.120 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına” cümlesi eklenmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B-Özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Cezası ertelenen sanık hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere bir denetim süresi belirlenmesi gerekirken 5 yıl denetim süresi belirlenmesi suretiyle TCK’nın 51/3 maddesine aykırı davranılması,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile
belirlenecek maddi zararların esas alınması gerektiği, sanığa yüklenen özel belgede sahtecilik suçundan doğan herhangi bir maddi zararının bulunmadığı da gözetilerek kayden sabıkasız olan sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesinin 6.fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı hususu değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken “kurum zararını gidermediğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına takdiren yer olmadığına” biçimindeki gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.06.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.