Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/89 E. 2013/11215 K. 17.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/89
KARAR NO : 2013/11215
KARAR TARİHİ : 17.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayınözelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurundurumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
1)Diyarbakır Bismil İlçesinde, pamuk destekleme primi almak için yapılan başvurularda yoğun yolsuzluklar yapıldığı ihbarı üzerine pamuk üreticilerinin, 2006 yılında pamuk ektikleri yerlerin tespitine yönelik Landsat uydu görüntülerinin incelendiği, üreticilerin beyanlarındaki bilgileri içeren Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kayıtlarındaki parsellerin uydu fotoğrafları vasıtasıyla kontrol edildiği, üreticilerin beyan ettikleri bir kısım yerlere pamuk ekmediklerinin belirlendiği, kadastro görevlileri tarafından GPRS ile ölçüm yapıldığı, ÇKS ve PKS (prim kayıt sistemi) kayıtları ile Kadastro ve Tarım İl Müdürlüğü temsilcilerince mahallinde düzenlenen tespit tutanakların müştereken değerlendirilmesi neticesinde; sanığın toplam 43.055 metrekarelik alanda pamuk üretimi yaptığını beyan etmesine rağmen hiç pamuk ekmediğinin tespit edildiği, bu şekilde 6.638,01 TL haksız destekleme primi almak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia
edildiği olayda, sanığın, aşamalarda değişmeyen ifadesinde, belirtilen taşınmaza, 2006 yılında ekim yaptığını ve 19.289,700 kg pamuk elde ettiğini, pamuğu da fabrikaya sattığını belirtmesi, bu satışa ilişkin de makbuz ibraz etmesi karşısında, öncelikle ilgili müstahsil makbuzunun aslının temin edilerek dosyaya konulması, gerçek olup olmadığının araştırılması, sanığın başka yerlerde taşınmazları bulunup bulunmadığı, bu taşınmazlara pamuk ekimi yapıp yapmadığı, müstahsil makbuzunda belirtilen pamuğun nerede üretildiği, bu pamuğun başka bir kişiden satın alınıp ilgili fabrikaya teslim edilmesinin mümkün olup olmadığı hususlarının araştırılması, sanığın 2006 yılında pamuk ekimi yapıp yapmadığına dair denetime elverişli Landsat uydu görüntülerine göre hazırlanmış bilirkişi raporunun dosyaya konulması, ilgili fabrikadaki teslime dair tutanak ve belgelerin onaylı birer suretlerinin dosyaya konulmasından sonra, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması bakımından, refakate ziraat ve fen bilirkişisi ile pamuk ekim işinden anlayan uzman kişilerin de alınarak mahallinde keşif icra edilmesi, sanığın belirtilen dönemde ekim yapıp yapmadığının kendisinin yer göstermesiyle tespit edilmesi, mahalli bilirkişilerin de dinlenerek, o dönemde gerçekte bir ekim olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, sonucunda alınacak rapora göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)5271 sayılı CMK’nın 233. maddeleri uyarınca duruşma gününden haberdar edilmeyen şikâyetçi idarenin yokluğunda yargılama yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.