Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/8926 E. 2021/8039 K. 20.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8926
KARAR NO : 2021/8039
KARAR TARİHİ : 20.12.2021

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda,
Davacı, mirasbırakan anne ve babası … ve …’nün maliki olduğu … ada …, …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlar ile … ada … parsel sayılı taşınmazların davalı kardeşleri … ve …’a devredildiğini, ayrıca davalı yeğeni … adına da … ve … adalarda parsel sayısını bilmediği taşınmazların devredildiğini, yapılan devirlerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, davalılar tarafından mirasbırakanlara bedel ödenmediği gibi kendilerinin mal satmaya ihtiyaçları olmadığını, devirlerin davalıların baskıları üzerine yapıldığını ileri sürerek, davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiş; Mahkemece, verilen kesin süre içerisinde davacının … ve … adalara ilişkin talep sonucunu açıklamadığı gerekçesiyle bu talepler yönünden davanın tefrikine ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, anılan kararın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması üzerine tefrik edilen dava dosyası yeniden birleştirilerek yargılamaya devam olunmuş, birleştirilen davada ise davacı, parsel numaralarını belirlediği … ada … parsel ve … ada … parsel sayılı taşınmazlar yönünden açılan ilk davada sehven …’ye husumet yönelttiğini belirterek bu taşınmazlar yönünden davalı … adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini, yine önceki davaya konu edilen ancak … .. Ltd. Şti’ye satılan … ada … parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak bu davalı adına olan tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tescilini, ayrıca davalı …’a mirasbırakanlar tarafından aynı amaçla devredilen … ada … ve … parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini talep etmiştir.
Asıl ve birleştirilen davada davalı …, adına kayıtlı taşınmazların mirasbırakanlar tarafından diğer kardeşlerine satıldıktan sonra kendisine devredildiğini, yapılan bu devirlerin diğer taşınmazlarda kendi miras payı karşılığında gerçekleştirildiğini, doğrudan mirasbırakanlar tarafından devredilmeyen taşınmazlar yönünden hak talep edilemeyeceğini, kendisine intikal eden bir kısım hisseyi de zor durumda olması nedeniyle davacıya bedelsiz olarak devrettiğini, davacının kendisine intikal eden hisseleri üçüncü kişilere sattığını, 1996 yılında kardeşler arasında yapılan anlaşmaya göre paylaşımın yapıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Asıl davada davalı …, davanın tapu iptali ve tescil olarak nitelendirilemeyeceğini, tenkis davası olarak nitelendirilmesi gerektiğini ve buna yönelik hak düşürücü sürenin geçtiğini, mirasbırakanlar adına kayıtlı tüm taşınmazların hakkaniyet oranında kardeşlere devredildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen davada davalı …, açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, mirasbırakanlardan doğrudan edindiği bir taşınmaz bulunmadığını, taşınmazları bedelini ödeyerek satın aldığı gibi babasının mirasını reddettiğini belirterek, davanın reddini savunmuş; davalı … Ltd. Şti, taşınmazı 900,000 Euro bedelle ticari amaçlı olarak emlakçı vasıtasıyla satın aldıklarını, şirket ortaklarının taşınmazı alım gücünün bulunduğunu, iyi niyetli olduklarını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında 1996 tarihli taksim sözleşmesi yapıldığı, sözleşmede yer alan imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği ve satışların muvazaalı olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiş; … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince mirasbırakanlar tarafından hak dengesini gözeten ve tüm mirasçıları kapsayan bir paylaştırma yapıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ve davalı tarafların ortak mirasbırakanları … ve …’nün sırasıyla 31/02/1999 ve 27/12/1999 tarihlerinde öldüğü geriye mirasçıları olarak davacı oğulları …, davalı çocukları … ve … ile ölen oğulları …’ten olma torunları … ve …’nin kaldığı; … ada … parsel sayılı taşınmazın 1/2’şer paylı olarak … ve … adına kayıtlıyken …’nün taşınmazdaki 1/2 payını 20/08/1975 tarihinde eşit olarak çocukları … ve …’a temlik ettiği, … ve …’ın paylarının daha sonra 23/09/1996 tarihinde yapılan trampa ile davalı …’a devredildiği, …’nin ise taşınmazdaki ½ payını 27/09/1996 tarihinde eşit olarak çocukları … ve …’e devrettiği, … ve …’in ise 02/03/2000 tarihli satış işlemiyle bu payları dava dışı …’a devrettiği; … ada … parsel sayılı taşınmaz … adına kayıtlı iken 14/04/1973 tarihli satış işlemiyle eşit olarak … ve …’a devredildiği, …’ın devraldığı ½ payı 23/09/1996 tarihinde …’ye devrettiği, …’nin ise …’dan devraldığı ½ pay ile adına kayıtlı ½ payı 27/09/1996 tarihinde tekrar …’a devrettiği; … ada … parsel sayılı taşınmaz … adına kayıtlı iken 20/08/1975 tarihinde …’a devredildiği; … ada … parsel sayılı taşınmaz … adına kayıtlı iken 20/08/1975 tarihinde eşit paylı olarak … ve …’e devredildiği, …’ın devraldığı ½ payı 23/09/1996 tarihinde …’a, …’in ise devraldığı ½ payı 26/01/2000 tarihinde …’a devrettiği; yapılan bu devirler sonucunda oluşan tapu kayıtlarının imar uygulaması neticesinde …’ın … ada … parseldeki ¾ hissesine karşılık … ada … ve … parsellerin, …’ın … ada … parsel sayılı taşınmazına karşlılık … ada … ve … parsellerin, …’ın … ada … parseldeki ¼ payı, …’ın … ada … parseldeki payı ve … ve …’ın … ada … parseldeki paylarına karşılık … ada … ve … ada … parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, … ada … parsel sayılı taşınmazın 2021/2317 payı … adına kayıtlı iken bu payın ifrazen taksimi neticesinde … adına kayıtlı … ada … parsel sayılı taşınmazın oluştuğu; … ada … parsel sayılı taşınmazın 296/2317 payı … adına kayıtlı iken bu payın 10/08/2007 tarihinde davalı …’e satışı ve daha sonra ifrazen taksimi neticesinde … adına kayıtlı … ada … parsel sayılı taşınmazın oluştuğu; … ada … parsel sayılı taşınmazın 1430/2400 payı …, 888/2400 payı … ve 82/2400 payı belediye adına kayıtlı iken Belediyenin payını … ve …’a devretmesinden sonra … payının ifrazen taksimi neticesinde … adına kayıtlı … ada … parsel sayılı taşınmazın oluştuğu, …’ın ise taşınmazdaki payını 10/08/2007 tarihinde davalı …’e sattığı ve payın ifrazen taksimi sonucunda … adına kayıtlı … ada … parsel sayılı taşınmazın oluştuğu; …’ın … ada … parsel sayılı taşınmazını 12/05/2017 tarihinde davalı … Ltd. Şti’ye devrettiği; bunlara ek olarak birleştirilen davaya konu edilen … ada … parsel sayılı taşınmazın … adına kayıtlı iken 25/07/2017 tarihinde dava dışı 3. kişiye devredildiği, … ada … parsel sayılı taşınmazın ise dava dışı … adına kayıtlı olduğu; ayrıca mirasbırakan …’nin malik olduğu … ada … parsel ve … ada … parsel sayılı taşınmazların 24/09/1996 tarihinde davacı …’ye devredildiği, davacının ise 1997 tarihinde bu taşınmazları 3. şahıslara temlik ettiği anlaşılmıştır. Neticeten asıl davaya konu … ada …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlar davalı … adına, … ada … parsel sayılı taşınmaz … adına, … ada … parsel sayılı taşınmaz … Ltd. Şti. Adına, tefrik edildikten sonra birleştirilen 2017/268 Esas sayılı davaya konu …/… parsel ve … ada … parsel sayılı taşınmazlar …, birleştirilen 2018/329 Esas sayılı davaya konu … ada … ve … parsel sayılı taşınmazlar dava dışı kişiler adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanun’un 706, Borçlar Kanunu’nun 213 ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince, Mahkemece birleştirilen davaya konu … ada … ve … parsel sayılı taşınmazların tedavüllerini gösterir tapu kayıtları ve senetlerinin getirtilmediği, bu nedenle bu taşınmazların ortak mirasbırakanlar tarafından davalılara temlik edilip edilmediğinin denetlenemediği görülmektedir.
Ayrıca, Mahkemece davalı … tarafından dosyaya sunulan anlaşma mukavelesi başlıklı 26/09/1996 tarihli belge dayanak gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de bu belgede davaya konu taşınmazların tamamına yer verilmediği görülmektedir. Öte yandan, davacı tarafın birleştirilen 2018/329 Esas sayılı davada davacı tarafın delil olarak dayandığı ve isimlerini mahkemeye bildirdiği tanıklar dinlenmeksizin, başka bir deyişle davacının delilleri usulüne uygun olarak toplanmaksızın karar verilmiştir.
Öte yandan davacı taraf, davalı … hakkında açtığı davadan vazgeçtiğini beyan etmiş, ancak davalı vekilinin vazgeçmeyi kabul etmediğine yönelik beyanları üzerine, vazgeçmeye yönelik beyanın davanın geri alınması, davadan feragat veya davanın takip edilmemesi gibi 6100 sayılı HMK’da öngörülen hukuki müesseselerden hangisinin talep edildiği davacı tarafa açıklattırılıp, bu beyanın mahiyeti belirlenmeksizin adı geçen davalı hakkında yargılamaya devam edilip davanın esastan reddine yönelik hüküm kurulmuş olması da doğru olmamıştır.
Kabule göre de, Mahkemece yargılama giderlerine hükmedilirken her bir davalının hangi taşınmazlarda kayıt maliki oldukları tespit edildikten sonra bu taşınmazların değerleri ve davacının miras payı gözetilerek her bir davalı hakkında ikame edilen dava değeri üzerinden ayrı ayrı harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin tüm davalılar lehine ayrı ayrı aynı miktardaki vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalıdır.
Hal böyle olunca, Mahkemece öncelikle davacıya davalı … hakkındaki vazgeçme içerikli beyanı açıklattırılıp bu beyanın 6100 sayılı HMK’ya göre hukuki mahiyetinin belirlenmesi; davaya konu … ada … ve … parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtları tedavülleriyle birlikte getirtilerek davacının iddiaları doğrultusunda usulünce incelenmesi, tarafların gösterdikleri tüm deliller usulüne uygun olarak toplandıktan sonra hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması isabetsizdir.
Davacının yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1 maddesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren … 3. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20/12/2021 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.