Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/67007 E. 2013/10325 K. 04.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67007
KARAR NO : 2013/10325
KARAR TARİHİ : 04.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Araç alım satım işi ile iştigal eden sanıklardan …’in, fikir ve işbirliği içerisinde hareket ettiği, yargılama esnasında ölen diğer sanık … ile birlikte, 18/02/2007 tarihinde Ostim Oto Pazarında otomobilini satılığa çıkaran katılan … ile aracın 32.000,00 TL.ye kendilerine satışı hususunda pazarlık yapıp anlaştıkları, katılana 500,00 TL kaparo verip bakiye miktarın aracın borcu yoktur yazısı ve noterden satışı için vekaletname verildiğinde kendisine ödeneceğini söyledikleri, bu hususun sanık … ile katılanın imzaladıkları araç satış protokolüne de yazıldığı, ertesi gün bir araya gelen tarafların borcu yoktur yazısını alıp katılanın sanık…’ya noterde aracın satışı için vekaletname vermesinin ardından birlikte yemeğe gittikleri, sanık …’nın katılanın parasını hesabına yatırmak için ayrıldığı, bu arada yanında kalan diğer sanık …’in de sanık … uzunca bir süre gelmeyince, sanık …’yı aramaya gideceğini söyleyip katılanın yanından ayrıldığı, sanıkların ortadan kaybolmaları üzerine ertesi gün vekaletnamenin iptali için notere gittiğinde katılanın aracının bir gün evvel sanık … tarafından sanığın eşi … adına noterde kati satışının yapıldığını öğrenerek suç ihbarında bulunduğu olayda, baştan beri önceden hazırladıkları mizansen çerçevesinde hareket eden sanıkların katılanı aldatmak sureti ile aracın devrini sağlamış olmaları karşısında, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında temel ceza tayin edilirken adli para cezası gösterilmiş ancak hapis cezası gösterilmemiş olup, sanığın cezasından herhangi bir artırım veya indirim yapılmayarak netice ceza “2 yıl hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası” olarak gösterildiğinden, temel ceza olarak belirlenen “2 yıl hapis cezasının” karara mahallinde eklenmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 04.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.