YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67938
KARAR NO : 2013/11376
KARAR TARİHİ : 18.06.2013
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suça sürüklenen çocuk …’ın, gerekçeli karar başlığında “sanık” olarak gösterilmesi mahallinde düzeltimesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Heykel kafede oturan şikayetçinin yanına gelen suça sürüklenen çocuğun, bir yere telefon edeceğini söyleyip şikayetçiden cep telefonunu istediği, konuşur gibi yaparak telefonla birlikte ortadan kaybolduğu ve bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çcouk müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Oluşa ve dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuğun, kullandıktan sonra iade etmek üzere şikayetçiden kısa bir süre için aldığı cep telefonunu iade etmediği anlaşılmakla ; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/06/2012 tarih ve 2011/15-440 esas, 2012/229 sayılı kararında da belirtildiği üzere, eylemin 5237 sayılı TCK’nın 141/1.maddesinde öngörülen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun nitelendirilmesinde hata yapılarak yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321.maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 18.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.