Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/15412 E. 2013/6043 K. 15.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15412
KARAR NO : 2013/6043
KARAR TARİHİ : 15.05.2013

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanıklar … ile …’ün yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçtan (2’şer kez) mahkûmiyetlerine dair … Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 14.01.2009 gün ve 2007/28 Esas, 2009/1 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Hükmedilen ceza miktarları nazara alınarak sanıklar müdafiin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 318. maddesi gereğince REDDİYLE, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verilmekle gereği düşünüldü:
Olay günü … İlçe Emniyet Amirliğinde polis memuru olarak görev yapan sanıklar… ile…’in, yanlarında polis memuru tanıklar … ve … olduğu halde araçla devriye gezdikleri sırada lise yanındaki çeşmenin başında tanıklar…ve…la beraber oturmakta olan mağdurlar … ile …’ı görmeleri üzerine yanlarında durdukları ve valilik talimatı uyarınca okul yanından uzaklaşmalarını aksi takdirde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’na göre idari para cezası uygulayacağını söyleyen sanık …’e mağdur …’un “okul var diye mi yasak” şeklinde cevap vermesi üzerine araçtan inen sanıklardan…’in Mesut’u, diğer sanık …’in ise sigara içen mağdur …’ı yanına çağırıp tartışmaya başlamalarının ardından her iki sanığın ortada adlî bir soruşturma yapılmasını gerektirir nitelikte işlenmiş bir suç bulunmadığı halde mağdurlar … ile Mesut’u enselerinden tutup ekip aracına bindirerek polis merkezi amirliğine götürmek üzere olay yerinden ayrılmaları ile başlayıp yol boyunca küfredip yumruklayarak amirlik binasına getirdikleri, mağdurları Nöbetçi Cumhuriyet Savcısına ivedi şekilde bilgi verip herhangi bir gözaltı talimatı almaksızın ve nezarethane defterine kaydetmeksizin doğrudan nezarethaneye indirerek fiilen alıkoyup bu suretle dirençlerini kırdıkları, mağdurları tehdit edip sırayla adiyen darp ettikten sonra herhangi bir adli bir soruşturma işlemi de yapmaksızın amirlik binasından göndermeleriyle sonuçlanan ve çıkışta doğrudan adliyeye giderek Nöbetçi Cumhuriyet Savcısına başvurup sanıklardan şikâyetçi olan mağdurların ifadelerinin alınarak basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek derecede hafif şekilde yaralandıklarına ilişkin kesin doktor raporlarının da
aldırılmasıyla yürütülen adli soruşturma neticesinde; haklarında anılan eylemlerinden dolayı kamu davası açılan sanıkların polis merkezi amirliğine getirdikten sonra nezarethanede zorla alıkonularak hürriyetinden yoksun kılınmasından sonra mukavemetleri de kırılmış olan mağdurlara karşı işledikleri kasten yaralama suçunun, TCK.nın 109/2. maddesinde düzenlenip mahkûmiyete konu edilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olmayıp ayrıca oluştuğu gözetilerek bu suçtan da mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yukarıda ayrıntılı şekilde gelişimi anlatılan olayla ilgili olarak polis memuru olan sanıkların, lise yanındaki … başında gördükleri mağdurlara valilik talimatına istinaden uzaklaşmalarını aksi takdirde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca idari para cezası uygulayacaklarını söylemesinin ardından çıkan tartışmada adli soruşturma yapılmasını gerektirir şekilde herhangi bir suç işlenmediği, bu sebeple 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun yakalama ve gözaltına alma işlemlerinin yapılmasına gerek bulunmadığı ve bu anlamda 5271 sayılı CMK.nın 90. maddesinde düzenlenen yakalamanın koşulları oluşmadığı halde her iki mağduru yakalayıp rızaları dışında ekip aracına bindirerek polis merkezi amirliğine götürdükleri ve burada CMK.nın 91. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “(1) …yakalanan kişi, Cumhuriyet savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir …”,,, (2) Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediğini düşündürebilecek emarelerin varlığına bağlıdır.” hükmü ile Yakalama ve Gözaltına Alma Yönetmeliğinin Yakalama işlemi kenar başlıklı 6. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “Kolluk kuvvetleri tarafından yapılan yakalama halinde işlem, yakalanan kişi ve uygulanan tedbir derhal Cumhuriyet Savcısına bildirilir.” hükmü ve dokuzuncu fıkrasında yer alan “Yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcısının emri ile serbest bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınır.” hükmü uyarınca CMK.nın 91. maddesi uyarınca en seri şekilde ulaşıp konu hakkında bilgi vererek talimat istedikleri Nöbetçi Cumhuriyet Savcısınca gözaltı talimatı verildiği takdirde ancak bu talimata istinaden mağdurların doktor raporlarını aldırıp nezarethane defterine kaydettikten sonra nezarethaneye koymaları gerekirken bu sayılan işlemlerin hiç birisini yapmaksızın kanun ve yönetmeliklerle kendilerine verilen yetkilerini aşıp tamamen mevzuat dışı hareket etmek suretiyle mağdurları lise önünden aldıkları andan polis merkezi amirliğinden fiilen gönderdikleri ana kadar geçen yaklaşık 2-3 saat boyunca hukuka aykırı olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 19. maddesinin birinci fıkrasında yer alan herkesin kişi hürriyeti ve güvenliğine sahip olduğuna ilişkin hüküm ile 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı
Türk Ceza Kanununun 109. maddesinde suç olarak düzenlenen mağdurların bir yere gitme veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediklerinin tüm dosya içeriğinden anlaşılması ve dosyada yer alan … İlçe Emniyet Amirliğinin 20.09.2007 günlü, 666 sayılı cevabi yazısında da mağdurların olay tarihinde herhangi bir adli veya idari soruşturmayla ilgili olarak polis merkezine davet edilmedikleri, kabahat yönünden soruşturma başlatılmadığı ve para cezası uygulanmadığı, 11.07.2004 tarihinden bu yana tutulmakta olan nezarethane defterinde mağdurların kaydının olmadığının bildirilmesi karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, sanıklar müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükümlerin ONANMASINA, 15.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.