Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/8197 E. 2021/15838 K. 13.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8197
KARAR NO : 2021/15838
KARAR TARİHİ : 13.12.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince istinaf isteminin kesin olarak esastan reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine 11.11.2019 tarihli ek kararla temyiz isteğinin reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın ve ek kararın, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı Kurum, meslek hastalığına yakalanan sigortalıya bağlanan ilk peşin değerli gelir, ödenen geçici işgöremezlik ödenekleri ve yapılan tedavi giderleri nedeniyle oluşan toplam 65.847,48 TL. kurum zararından 50.000 TL.nın rücuan tahsilini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
%100 işveren kusuru ve %21 sürekli işgöremezlik derecesi üzerinden;
“Davanın kabulü ile 49.090,13 TL peşin değerli gelir, 216,50 TL iş göremezlik geliri ve 693,57 TL tedavi masrafı olmak üzere toplam 50.000,00-TL alacağın gelir bağlama onay, masraf ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verilmiştir.

B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine …. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verilmiş, bu kararın temyizi üzerine de ek kararla; 7036 sayılı Kanunu’nun 8/1-a maddesi gereğince verilen kararın kesin olması, hükümde de bunun açıkça belirtilmesi, istinaf incelemesi sonunda kesin olarak verilen kararlara karşı temyiz kanun yolunun kapalı olması dikkate alınarak davacının temyiz talebinin açıklanan yasal düzenleme ve 6100 sayılı HMK’nın 366.md delaletiyle 346 md.si gereğince reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı vekili, ek karara yönelik, davanın temyiz kesinlik sınırının üzerinde olduğundan ek kararın kaldırılması gerektiği, davanın esasına yönelik olarak bildirdikleri delillerin toplanmadan eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiği, işçinin yaşam şeklinin çalışma gücü kaybına etkisinin olduğu, verilen kusur oranının adil olmadığı, işyerinde alınması gerekli tüm iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alındığı, sigortalının emekli olmasının gözetilmediği ve sair gerekçelerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
1- Dava değeri 65.847,48 TL olup karar tarihindeki temyiz kesinlik sınırı 58.800 TL’nın üzerinde olduğu anlaşılmakla; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 11.11.2019 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılmasına,
2-Dosya kapsamından davacının davalıya ait işyerinde 02.11.1998–28.02.2014 tarihleri arasında çalıştığı, davacının pnömokonyoz meslek hastalığına yakalandığı, Kurum ve Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından pnömokonyoz hastalığından kaynaklı sürekli iş göremezlik oranının %21 olarak belirlendiği, mahkemece Metalurji ve Malzeme Mühendisi, Dr. İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı, Makine Mühendisi ve Hukukçu bilirkişilerden alınan kusur raporunda işverenin %100 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği ve toplanan bu delillerle hükme esas alınarak karar verildiği anlaşılmıştır.
Ancak sigortalının, davalı işverenlikte çalışmaya başlamadan önce de 01.05.1989 ile 02.11.1998 tarihleri arasında farklı 3 işverende anlaşılmaktadır. İşçinin meslek hastalığına neden olabilecek çalışma şartları içerisinde farklı işyerlerinde çalışması halinde, her iş yerinde geçen çalışma süresi ve koşullarının meslek hastalığı nedeniyle oluşan iş göremezlik oranına etkisi farklı olacağından işverenlerin kusurlarının ayrı ayrı belirlenmesi zorunludur. Mahkemece, davacının davalı işverene ait iş yerinde çalışmaya başlamadan önce çalıştığı diğer iş yerlerinde geçen çalışmalarının mevcut meslek hastalıklarının ortaya çıkışında bir etkilerinin bulunup bulunmadığı, varsa kusur durumuna etkisi konusunda olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmaksızın sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur. Davacının meslek hastalığının tespitinden önce çalışmasının bulunduğu dava harici işyerleri, işverenlikler, çalışma şartları ve çalışma süreleri belirlendikten sonra bu çalışmaların davaya konu meslek hastalıklarına etkileri irdelenip varlığı halinde dava dışı ilgili işverenliklerin de kusur durumlarının değerlendirilmesi için arasında göğüs hastalıkları uzmanı hekimin de bulunduğu iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmalı, davacıda oluşan meslek hastalığının oluşmasında kusuru bulunanların ve bu kusurların oranları tereddütsüz belirlenmelidir.
3- 506 sayılı Yasa’nın 92. maddesi, “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın da yarısı verilir.” düzenlemesini içermektedir. Kurumun, sigortalıya bağladığı ilk peşin sermaye değerli gelirden fazlasını isteme hakkı bulunmadığı gibi; bağlanan gelirin kesildiği veya kesilmesi gereğinin, yargılama sürecinde ortaya çıktığı durumlarda; Kurumun ödemediği veya ödemeyecek olduğu gelir kesimini rücuan isteyemeyeceği yönü de, tazmine yönelik davada gözetilmesi gereken genel ilkeler arasında bulunmaktadır. Dava konusu edilen gelirlerin, 506 sayılı Yasa’nın 92. maddesi (5510 sayılı Yasa’nın 54. madde) uyarınca indirildiğinin anlaşılması halinde; davalının tazminle sorumlu olduğu ilk peşin sermaye değerli gelir miktarının; gelirin başladığı tarih itibariyle 506 sayılı Yasa’nın 92. maddesi (5510 sayılı Yasa’nın 54. madde) uyarınca indirilmiş hâli üzerinden hesaplanan ilk peşin sermaye değerli gelir miktarına, indirme tarihine kadar yapılan fiili ödeme miktarının yarısı da eklenmesi suretiyle belirlenmelidir.
Eldeki davada sigortalının 01.04.2014 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya başladığı anlaşıldığından, öncelikle sigortalıya bağlanan gelire 506 sayılı Kanunun 92. maddesinin uygulanıp uygulanmadığı, 92. madde uygulanmış ise gelirin başladığı tarih itibariyle 506 sayılı Yasa’nın 92. maddesi uyarınca indirilmiş hali üzerinden hesaplanan ilk peşin sermaye değerli gelir miktarları ve indirme tarihine kadar yapılan fiili ödeme miktarları Kurumdan sorulmalı, gelen bilgilere göre yukarıda belirtildiği şekilde değerlendirme yapılmalı, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, 13.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.