YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20381
KARAR NO : 2013/4891
KARAR TARİHİ : 18.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların birlikte hareketle, müşteki Hasan’ın hayvan alımında kendisine yardımcı olmak için ortam hazırlayıp güven oluşturduktan sonra, satıcı …’la görüştürdükleri ve 5.000. TL peşin, kalanı senet olacak şekilde Hasan’ın alımı kabul etmesinden sonra, müşteki menşei belgesi isteyince …’nin …’la belgeyi almaya gittiği, yalnız olarak dönünce …’ın muhtara borcu varmış almadan belgeyi vermiyor diye ikna edip müştekiden 5.000 Tl ve 17.500. TL bedelli senedi aldığı, sonra hayvanlar müştekiye teslim edilmeden …’nin ortadan kaybolduğu, peşinden …’nin kaçmak isterken müşteki ve tanıklarca yakalanarak polise götürülmesi şeklinde gerçekleşen olayda sanıkların eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir,
1-)Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, O Yer C.Savcısı ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a-)Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı verilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesi 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
b-)Tekerrüre esas cezası bulunan sanık hakkında mürerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazda duraksamaya, karışıklığa neden olacak ve infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde 1 yıl denetimli serbestlik tedbir süresinin belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükümde 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulamasıyla ilgili paragrafa 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesi 1. fıkrasının a.b.d,e bendinde yer alan haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesi 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan koşullu salıvermeye kadar yoksun bırakılmasına cümlesi eklenmek ve hüküm fıkrasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin cümlesinin “1 yıl” denetim süresine ilişkin ibaresinin çıkartılması suretiyle diğer yönleri usül ve yasaya uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-)Sanık … hakkında kurulan hükme gelince;
a-)Müşteki …’ın 20/09/2005 tarihinde alınan beyanında “…’den şikayetçi olmuş isem de, paranın tamamını ödediğinden dolayı şikayetimden vazgeçiyorum” şeklindeki beyanı karşısında sanık hakkında etkin pişmanlık nedeniyle TCK’nın 168. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
b-)5237 Sayılı Yasanın 53. maddesi 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer C.Savcısı ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.