YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20978
KARAR NO : 2013/4938
KARAR TARİHİ : 18.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, ortağı olduğu … A.Ş’nin şirket kaşesi altında münferit imzasıyla şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu, Yapı Kredi Bankası … Şubesi’nin 000064857262 nolu şirket hesabından 7506032 seri nolu 20/01/2008 keşide tarihli 5.767,26 TL meblağlı suça konu çeki keşide ederek şirketinde depo müdürü olarak çalışan ve 2007 yılı Eylül ayında işten çıkardığı katılana verdiği, akabinde aynı gün ilgili banka şubesine göndermiş olduğu şirket kaşesi ile imzasının bulunduğu faks yazısı ile katılana borcuna karşılık vermiş olduğu bu çekin rızası dışında elinden çıktığından bahisle çekin ibrazında ilgili banka şubesince ödemeden men talimatı vererek ödemeyi engellediği şeklinde gerçekleştiği iddia edilen olayda,
1)21/01/2008 tarihli suça konu çekin ödemeden men edilmesini içerir talimatın bankaya kimin tarafından verildiği ve talimattaki imzanın sanığa ait olup olmadığının bilirkişi incelemesi yaptırılması ve suça konu çekin bankaya ibraz tarihinde çek hesabında yeterli karşılığının bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)Hükümden sonra 08/12/2011 tarihli katılan vekili tarafından verilen dilekçede katılanın zararın karşılandığı bildirildiğinden TCK’nın 168.maddesinde düzenlenen “etkin pişmanlık” hükümlerinin sanık açısından uygulanabilirlik koşullarının araştırılması sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.