YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20772
KARAR NO : 2013/4977
KARAR TARİHİ : 19.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Kurumu Zararına Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yüzüne karşı verilen kararın, sanık tarafından temyiz edilmediği dikkate alınarak resmi belgede sahtecilik suçuna yönelik sanığın bir temyiz isteminin bulunmadığı belirlenerek yapılan temyiz incelenmesinde;
Sanığın, kendisi ve çocukları adına düzenlenen toplam beş adet yeşil kartına ilaç yazdırmak için Sağlık Müdürlüğü’ndeki yeşil kart bürosuna gittiği, bu sırada sanığın ibraz ettiği karnelerde yapılan incelemede, daha önce yaptırılan vize bölümündeki imza ve kaşelerin sahte olduğundan şüphelenilmesi üzerine yaptırılan ekspertiz incelemesinde, vize altında isimleri yazılı kişilerin imzalarının sahte olarak atıldığının belirlendiği, bu şekilde yapılan sahtecilik sonucu kullanılan yeşil kart nedeniyle kurumun 47.50 TL zararının oluştuğu, böylece sanığın resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Katılan vekilinin, kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sağlık Müdürlüğü yazısına göre, sanığın normal koşullarda yeşil kart ve vize hakkının bulunduğu ile gerekli koşulları taşıdığının belirtildiği, buna göre, sanığın her halükarda ücretsiz tedavi hakkının bulunduğu dikkate alınarak, kurumun sonuç olarak bir zararının bulunmaması karşısında, mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Suçun işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
a-Sanığa atılı Resmi belgede sahtecilik suçuna konu teşkil eden resmi belge asıllarının dosyaya getirtilerek iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti, yapılan sahtecilikte aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu da dikkate alınarak, söz konusu belgelerin mahkeme heyeti tarafından incelenip, özellikleri zapta geçirilmeden ve bu şekilde, belgelerin iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespiti, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm tesisi,
b-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 43.maddesinde, “değişik zamanlarda ” denilerek aynı anda işlenen fiillerde zincirleme suç hükmünün uygulanamayacağı” belirtildiği dikkate alınarak ve somut olayda, sanığın birden fazla resmi belgeyi aynı anda düzenleyerek ilgili kuruma ibraz ettiği, farlı zamanlarda düzenlendiğine dair bir delil bulunmadığı anlaşılmakla zincirleme suç koşullarının oluşmadığı gözetilmeden 5237 sayılı Yasanın 43.maddesi gereğince cezasının arttırılarak fazla ceza tayini,
c-1136 sayılı Kanun’un 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13.maddesinin 1. fıkrası uyarınca, mahkumiyet kararı verilmesi halinde, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.