YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18847
KARAR NO : 2013/2979
KARAR TARİHİ : 19.02.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, 01.05.2003 tarihinde Bingöl ilinde meydana gelen deprem nedeniyle evi zarar görmediği halde zarar görmüşçesine müracatta bulunarak evini yapana yardım uygulaması kapsamında Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğünden aldığı parayla haksız olarak konut yaptırdığı iddia olunan somut olayda; deprem nedeniyle Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğünce söz konusu yerleşim yerleri teker teker gezilmek suretiyle hasar tespitinin yapıldığı, tespit sonucu binaların ağır-orta-hafif hasarlı olarak belirlenip askıya çıkartıldığı, hak sahibi olarak ilan edilenlerin gerekli belgeleri sunarak süresi içerisinde müracaatlarının istenildiği, bu tespitlere ilişkin mahalli hak sahipliği inceleme komisyonun oluşturulduğu, komisyonun aldığı karar gereğince hak sahiplerinin 7269 Sayılı Kanunun 29. maddesi gereğince çıkarılan yönetmeliğin 20. maddesine dayanarak yasal süre içinde müracaat edip, tapu kaydı, nüfus cüzdan fotokopisi, emlak beyanı, elektrik su aboneliklerine ilişkin belgeleri sundukları, komisyonca müracatlar değerlendirilerek hak sahibi görülenlere ev yapımı için Bayındırlık İskan İl Müdürlüğünce gerekli paranın evi yapan müteahhit firma hesabına aktarıldığı, sanığın tek eyleminin inceleme sonucunda komisyonca hak sahibi olduğu açıklanarak müracaatta bulunabileceğinin belirtilmesi üzerine başvuruda bulunmaktan ibaret olduğu anlaşıldığından unsurları itibariyle oluşmayan dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5 maddesi uyarınca beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5 maddesi uyarınca beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine hazine aleyhine 1.250 TL maktu vekalet ücreti hükmedilmesine” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19/02/2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
Karşı Oy;
Sanık, Elazığ İli Karakoçan İlçesi …, Köyünde ikamet etmediği halde; sanığa ait taşınmazın samanlık olarak yapıldığı ve bilirkişi raporuna göre depremden zarar görmediği sabit olan evi için ağır hasar talep ve taahhüt formu doldurup imzalayarak, 2003 yılı depreminden zarar görenlere yapılan konut yardımından yararlanmıştır. Bu husus dosya içeriği ile sübuta ermiş olup bu konuda ihtilaf yoktur. Ancak deprem mahallinin köy ihtiyar heyeti ve hasar tespit komisyonunca gezilerek sanığın zarar görenler listesine eklenmiş olması nazara alınarak suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanık hakkında verilen beraat kararı Dairemizce oyçokluğu ile onanmıştır.
Bu gerekçeye dayanan beraat ve onama kararlarına katılmam mümkün değildir.
Çünkü, sanığın eylemi köy ihtiyar heyeti ve zarar tespit komisyonu üyelerinin eylemlerinden bağımsız olarak irdelenmelidir.
Başka bir ifadeyle: Köy ihtiyar heyeti ve komisyon üyelerinin kötü niyetle sanığı korumak için sahte evrak düzenledikleri varsayıldığında onların cezalandırılmış olup olmadıklarına bakılmaksızın eylemi birlikte işleyen sanığın cezalandırılması gerekeceği gibi, adı geçen heyet ve komisyonun iyi niyetle ve hataen sanık lehine rapor tanzim etmeleri halinde de kötü niyetli olan sanığın eylemi cezalandırılmalıdır.
Somut olayda; sanık sahte talep ve taahhüt formu imzalayıp kamu kurumundan peyderpey para almaya devam ettiğinden olayda hile ve kasıt unsuru gerçekleşmiştir. Haksız yere kendisine menfaat sağlarken kamu kurumuna zarar vermek suretiyle dolandırıcılık suçunun diğer unsurlarını da oluşturmuştur. İçerik olarak sahte zarar tutanağı düzenleyen veya düzenlenmesine yardım edenler hakkında soruşturma açılmış ise de; onlar hakkında açılan soruşturmanın sonucu sanığın hukuki durumunu etkilemeyeceğinden o soruşturmanın sonucunu hükümde esas almaya da gerek yoktur. Sanık baştan beri kötü niyetle hareket etmiş, hak etmediği menfaati içerik bakımından sahte olan belgeye dayanarak edinmiştir.
Bu nedenle sanığın kamu kurumunu dolandırmak suçundan cezalandırılması gerekeceğinden, beraat hükmünün bozulması yerine, onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne muhalifim.
(Karşı Oy)