Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/20802 E. 2013/4974 K. 19.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20802
KARAR NO : 2013/4974
KARAR TARİHİ : 19.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat,mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın, Denizli’de oto galeri işi yaptığı, sanık …’ın da sanık …’in yanında çalıştığı, sanık …’in, … plaka sayılı aracın sahibi olduğu, katılanın da nakliye işi ile uğraştığı, sanık …’in, bu aracı sanık …’e ait oto galeride başka bir araçla takas ettiği, olay tarihinden önce, bu aracın gerçekte üç dingilli olmasına rağmen, usulsüz olarak dört dingilli hale getirilip ruhsata da bu şekilde usulsüz işlenmesi nedeniyle ilgili kolluk birimi tarafından aracın trafikten men edilerek yeddiemin sıfatıyla sanık …’e teslim edildiği, bu sırada ruhsatın bir parçasına kolluk tarafından el konulduğu, sanık …’in de aracın bu özelliklerini, sanık …’e söyleyerek ve aracın bağlandığını da belirterek aracı, başka bir araçla takas ettiği ve devir işlemleri için İsafettin’in yanında çalışan sanık …’a da vekaletname verdiği, bu vekaletname ile aracın katılana devrinin sağlandığı, sanık …’in, katılana, ruhsatın diğer parçasını daha sonra vereceğini, aracın dört dingil olduğunu söylediği, gerçekte aracın üç dingilli olduğunu ve aracın kolluk tarafından bağlandığını gizleyerek, üç dingilli araçların piyasa değerinin daha düşük olarak 20.000 TL civarında olduğunu da bilerek, aracın dört dingilli olduğunu söyleyip değerinin çok üzerinde 40.000 TL’ye satmak suretiyle, hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunun işlendiğinin iddia edildiği olayda,
1-Katılan vekilinin, sanıklar … ve … haklarında verilen beraat kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık …’in, aracın özelliklerini ve son durumunu diğer sanık …’e söylediği ve aracı bu haliyle devrettiği, bu sanığın, ilk mal sahibi olarak katılanla bir irtibatının bulunmadığı ve katılan aleyhine hileli hareketlerinin olmadığı, sanık …’in de, işyerinde çalışan bir kişi olduğu, suça konu aracın ruhsatında da aracın dört dingilli olduğunun yazılı olduğu dikkate alınarak, sanıkların suça iştirak ettiklerine dair mahkumiyetlerine yeter kesin ve inandırıcı deliller bulunmaması karşısında mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ayrı ayrı ONANMASINA,
2-Sanık … müdafiinin, sanık hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suçun işlendiğine dair mahkemenin kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin 1.fıkrasının c bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53.madde 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden ayrıntıya girmeden yazılı şekilde TCK’nın 53.maddesinin uygulanmasına karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olması karşısında, bu nedenle düzeltilerek onama isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; Ancak,
5237 sayılı TCK’nın 55.maddesi gereğince kazanç müsaderesinin, ancak suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların, suçun mağduruna iade edilememesi halinde mümkün olduğu, somut olayda TCK’nın 55.maddesinin yasal koşullarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde kazanç müsaderesine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan ”davaya konu edilen haksız menfaatin katılana iade edilmediği anlaşıldığından TCK nun 55/2.maddesi uyarınca sanığın elde ettiği 20.000 YTL kazancın müsaderesine” ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.