Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/16346 E. 2013/16435 K. 01.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16346
KARAR NO : 2013/16435
KARAR TARİHİ : 01.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık, suç İşlemek amacıyla örgüt kurmak ve üye olmak
HÜKÜM : Düşme, beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … vekilinin 02.09.2013 havale tarihli dilekçesi ekinde sunulan Adalet Bakanlığı Bilgi işlem Dairesi Başkanlığının 23/08/2013 tarihli yazısı itibariyle,18/07/2012 tarihinde adı geçen sanık vekilinin yüzüne karşı verilen beraat kararını UYAP Bileşim Sistemi üzerinden aynı gün temyiz etmesi nedeniyle, temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilip, bu konuda tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
1-Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve bu örgüte üye olmak suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik katılan hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı TCK.nun 220.maddesinde düzenlenen “Suç işlemek için örgüt kurmak” suçunun işlendiğinin ve örgütün varlığının kabul edilebilmesi için; üye sayısının en az üç kişi olması, üyeler arasında soyut bir birleşme değil, gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin bulunması, suç istenmese bile suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşmenin olması, niteliği itibariyle devamlılık göstermesi gereklidir. Örgütünün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması da aranmalıdır. Örgüt yapılanmasında işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması mümkün, ancak zorunlu değildir. Soyut olarak sanık sayısının üç kişiden fazla olması örgütün varlığının kabulü için yeterli olmayıp, bu durumda iştirak ilişkisinden söz edilebilir.
Suç işlemek için örgüt kurmak suçu kamunun güvenliğine karşı işlenen suçlardan olup, suçun niteliği itibariyle sahtecilik ve dolandırıcılık suçunun mağduru olan katılan hazinenin bu suçtan doğrudan zarar görmesi ve davaya katılması da mümkün olmadığı gibi, usule aykırı olarak verilen katılma kararının da hukuken temyiz hakkı vermeyeceğinden katılan vekilinin bu suçlara yönelik temyiz istemlerinin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanık … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1136 sayılı Kanun’un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün ilgili kısmına ” sanık … kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 2.400 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesi ” fıkrasının eklenmesi suretiyle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-…, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …,…, … haklarında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık , sanıklar …, …, …, … haklarında resmi belgede sahtecilik, … hakkında dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümler ile sanık … hakkında ölüm nedeniyle kamu davasının düşürülmesine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı,o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir.Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmıyan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sürücü kursu sahibi sanık …’nin, ehliyet almak için başvuruda bulunan sanıklardan her türlü masrafları karşılamak üzere para ve ehliyet için gerekli bir kısım belgeler aldığı,karşılığında E sınıfı sürücü belgesi almalarına yönelik bütün işlemleri yapacağı vaadinde bulunduğu, bilahare sürücü belgesi için gerekli olan sağlık raporlarını sahte olarak düzenlendiği, yazılı sınavdan muaf olmalarını sağlamak için C sınıfı sürücü belgeleri varmış gibi gösterip sınava girmeksizin direksiyon sınavına girmelerini sağlandığı, bir kısım sanıkların direksiyon sınavına girmiş gibi belge tanzim edildiği, bu şekilde oluşturulan sahte dosyaları Milli Eğitim Müdürlüğüne teslim edildiği, Nilüfer İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde şube müdürü ve memur olan sanıklar …, …, …, … ve …’nın görevleri gereğince yapmaları gereken kontrol ve denetim görevini yapmayarak sahte oluşturulmuş belgelere istinaden onay vererek bir kısım sanıkların sahte ehliyet almasına sebebiyet verdikleri, böylelikle sanık …’nin üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun sübut bulduğu, suça konu belgeleri denetlemekle sorumlu olan kamu görevlilerinin basit bir kontrolle belgelerdeki eksikliği tespit etmeleri mümkün olup, eylemin hile boyutuna ulaşmadığından suça konu olayda, dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının bulunmadığı, doktor olan sanıkların muayene etmeden sürücü belgesi almak isteyen kişilere sahte rapor düzenlediklerine ve ehliyet başvurusunda bulunan sanıkların sahtecilik suçunu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla, sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararı ile diğer sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili, sanıklar … ve … müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 01/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.