Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18990 E. 2013/3008 K. 19.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18990
KARAR NO : 2013/3008
KARAR TARİHİ : 19.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;sanık … ile kimlik bilgileri tespit edilemeyen …’in Adana oto pazarında ruhsat kaydı … adına kayıtlı bulunan aracını satmak isteyen katılanın yanına geldikleri, burada…’in kendisini …’ta şef olarak tanıttığı ve katılanı da işe alabileceğini söylediği, katılan ile …plakalı otoyu 8000,00 TL karşılığında almak üzere anlaştıkları, …in aracın devrini yeğeni olan sanık …’ in üzerine alacağını ve aynı zamanda parayı da getireceğini söylemesi üzerine 07.01.2008 tarihinde sanık …, katılan … ve …’ in notere gittikleri, burada otonun kati satış sözleşmesi ile sanık …’e satıldığı, ancak sanığın katılana herhangi bir ücret ödemediği,aynı gün katılanın sanık …’i …’ a getirdiği, burada…ile görüştükleri, …in katılana ”aracını al götür, ruhsatı al gel, paranı vereyim” dediği, bunun üzerine otonun ruhsat kaydının 08.01.2008 tarihinde sanık … adına düzenlendiği, katılan ve kardeşi …’un…ve sanık … ile buşumak için …a geldikleri, lokantada yemek yedikleri, bu sırada katılanın otonun ruhsatını…’e verdiği ve…’in de ”anahtarı ver 10 dk kadar getireceğim” demesi üzerine katılanın…’e anahtarı verdiği ve…’in de oto ile ayrıldığı ve dönmediği, sanık …’in yaklaşık 10-15 dk sonra telefon gelmesi üzerine konuşmak için dışarı çıktığı ve kaçmaya başladığı şeklinde gerçekleşen eylemde, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile ilgili olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.10.2009 gün ve 8-124-224 sayılı kararında açıkça belirlendiği gibi temel cezanın belirlenmesinde hakim somut olayda TCK.nun 61/1 maddesi göz önünde bulundurarak işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırları arasında temel cezayı belirlerken aynı yasanın 3/1 maddesi uyarınca hüküm ile işlenen fiil arasında “orantı” bulunmasını gözetmek durumundadır. Hakimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçenin yasal ve yeterli olması denetime izin verecek şekilde açıkça gösterilmesi gereklidir.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde kullanılan gerekçenin TCK.nun 61 maddesi anlamında yasal ve buna bağlı olarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi doğru bir uygulama olarak kabul edilebilir ise de suça konu değer gözetildiğinde alt sınırı 1 yıl olan bir suçda sanığa verilen temel cezanın 5 yıl olarak en üst hadden belirlenmiş olması orantılılık ilkesiyle bağdaşmadığından takdir hakkının hak ve nesafet kuralları sınırlarını aşar şekilde kullanılması suretiyle ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.