YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67699
KARAR NO : 2013/11169
KARAR TARİHİ : 17.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ve müştekilerin Türkmenistan uyruklu oldukları, sanığın, müştekinin yanına gelerek Kanada da aylık 4000 dolar karşılığında çalışmak isteyip istemediklerini sorduğu, müştekilerin de bunu kabul ettikleri, sanığın, kendisinin de bu iş karşılığında kişi başı 1.600 Dolar komisyon alacağını belirttiği, önce sanık ve müştekiler … ve …’ın birlikte yasal yollardan İstanbul’a geldikleri, havaalanında … ve … isimli kişilerin karşıladıkları, birlikte otele gittikleri, daha sonra sanık …’nın tekrar ülkesine gittiği, bu sefer bir hafta sonra müşteki … ile birlikte İstanbul’a geldiği, aynı otele gittikleri, sanık ve arkadaşları … ve … isimli kişiler ile müştekilerin bir ofise gittikleri, …’ın 800 dolar, diğer müştekilerin de 1600’er dolar para verdikleri, sanık …’ın işi hallediyormuş gibi davranarak sürekli bir yerlerle görüşmeler yaptığı, tekrar otele geldikleri, …’ın vizelerin hazır olduğunu, çarşamba günü gemiyle Kanada’ya kendilerini götüreceğini
Söyleyerek otelden ayrıldığı, aradan uzun bir süre geçmesine rağmen kimsenin gelmediği, böylece sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda;
1-Anayasa’nın 141, 5271 sayılı CMK.nın 34/1 ve 230 maddeleri ile 1412 sayılı CMUK.nın 308/7 maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması, gösterilen delillerin neden araştırılmadığının karar yerinde yazılması gerektiği gözetilmeden gerekçesiz karar verilmesi,
2- Sanık aşamalarda değişmeyen ifadelerinde, … ve … isimli kişilerin yönlendirmesi ve talebiyle İstanbul’a geldiklerini, adı geçen kişilerin kendisini de dolandırdığını, kendisinin de Kanada’ya gitmek için para verdiğini, daha sonra müşteki …’ın kendisini ikna ederek onu kendisi yerine Kanada’ya gitmesine karar verdiklerini, müştekilerin Kanada’ya gittiğini düşünerek ülkesine döndüğünü, daha sonra …’ın bu kişileri dolandırdığını öğrenince tekrar Türkiye’ye geldiğini, müştekilerin otel parasını verdiğini, aslında kendisinin de mağdur olduğunu belirtmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması bakımından … ve … isimli kişiler hakkında suça konu eylem nedeniyle Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2006/4124 soruşturma numarasıyla soruşturma yürütülerek bu kişiler hakkındaki evrakın tefrik edildiği anlaşılmakla, bu soruşturma dosyasının getirilerek incelenmesi, sanıklar hakkında kamu davası açılmış ise, her iki dosya arasında fiili ve hukuki irtibat bulunması nedeniyle birleştirilerek delillerin birlikte değerlendirilmesi, dosya derdest değilse, onaylı bir suretinin dosya içerisine konulması, adı geçen bu kişilerin de ifadelerinin alınarak, sanık ve müştekilerin iddialarının ayrı ayrı sorulması, sanığın, bu kişilerle birlikte hareket edip etmediği veya müştekiler gibi aslında suçun mağduru olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, yargılama aşamasında müştekilerin ifadesinin alınmadığı dikkate alınarak, bütün müştekilerin ayrıntılı ifadelerinin alınması, sanığın iddialarının sorulması, varsa gösterdikleri delillerin araştırılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre;
3-Sanığın bütün müştekilere yönelik tek bir eylemle haksız menfaat talep etmesi halinde, tek bir suç nedeniyle hüküm kurularak cezasının 5237 sayılı TCK.nın 43. maddesi gereğince arttırılacağı, her bir müştekiyle ayrı zamanlarda irtibat kurularak haksız menfaat talep etmiş olması halinde ise, müşteki sayısınca suç oluşacağı dikkate alınarak, sanığın müştekilerle ne şekilde irtibata geçtiği,
her birine yönelik eylemin nasıl oluştuğu hususunun araştırılması, bu kapsamda, sanık hakkında TCK.nın 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 17.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.