Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/68066 E. 2013/11230 K. 17.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/68066
KARAR NO : 2013/11230
KARAR TARİHİ : 17.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’un patronu sanık … tarafından temin edilen …’e ait kimlik bilgilerinin yazılı olduğu, ancak üzerinde kendi resminin bulunduğu sahte nüfus cüzdanı ile katılan Fortis Bank’a kredi kartı başvurusunda bulunup, form doldurduğu ancak banka görevlilerinin başvuru formu ile birlikte başvuruyu sisteme giriş yaptığında … kimliğinin sahte olduğunun anlaşıldığı, kolluk görevlilerine haber verilip sanık …’un kredi kartını alması için bankaya çağrıldığında kolluk görevlilerince yakalandığı somut olayda;
Sanık …’ın adli sicil kaydında tekerrüre esas daha ağır mahkumiyete dair ilam bulunmasına rağmen, daha az cezayı içeren ilamın tekerrüre esas alınmasındaki isabetsizlik, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık …’ın aşamalardaki savunmalarında atılı suçlamayı reddetmesine rağmen; diğer sanık …’un sahte nüfus cüzdanını kendisine sanık … tarafından temin ettiği yönündeki atfı cürümü, sanık …’ın diğer sanığı baştan beri … adıyla tanıdığına dair savunmasının aksine beyanda bulunan tanık …’nun ifadesi ve sanığın kredi başvurusunda bulunduğundan haberi olmadığına dair savunmasının ise tanık …’in sanık …’ın işyerine gelerek kredi verme teklifinde bulunması üzerine tanıdığı beyanıyla anlaşılması dışında sanık …’ın atılı eylemlerde sanık … ile fikir ve irade birliği içerisinde hareket ettiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu hususunun denetime elverişli bir şekilde karar yerinde tartışılması ve sanıklar hakkında aynı bankanın Ortaköy bir şubesine karşı atılı suçu işledikleri iddiasıyla yürütülen soruşturmanın suçun sübutu ve zincirleme suç hükümlerinin tatbik edilip edilmeyeceğinin tespiti bakımından bahse konu dosyasının akıbetinin sorulması, hüküm kesinleşmemiş ise aralarındaki hukuki ve filli bağlantı dikkate alınarak gerektiğinde davaların birleştirme yoluna gidilmesi, hüküm kesinleşmişse, kesinleşme şerhli ve onaylı gerekçeli kararın bu dosya içerisine konularak delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği düşünülmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre,
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması gerektiği, olayda katılanın tazminat talebi olmadığı gibi, teşebbüs aşamasında kalan suç bakımından dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde herhangi bir maddi zararının bulunmadığı da gözetilerek kayden sabıkasız olan ve 16.02.2009 tarihli celsede müdafii tarafından lehe hükümlerin tatbiki talep edilen sanık … hakkında 5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesinin 6.fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı hususu değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken dosya içeriğine ve Yasaya uygun olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2-Sanık … müdafiinin ve sanık …’ın lehe hükümlerin uygulanmasını talep etmiş olmasına göre; söz konusu istemin 5237 sayılı Kanun’un 52/4.maddesinde yer alan mehil verme ve taksitlendirme hususlarını da kapsadığı gözetilmeden, bu konularda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin ve sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.