Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/2827 E. 2013/16930 K. 06.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2827
KARAR NO : 2013/16930
KARAR TARİHİ : 06.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar …, … hakkında katılan …’e yönelik dolandırıcılık ve sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümler bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin kararlara karşı aynı Kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nın 264. Maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE
2-Katılan … vekilinin temyiz isteğinin incelenmesinde;
Katılan vekilinin yokluğunda verilip 15.12.2010 tarihinde tebliğ olunan 05.10.2010 tarihli hükme yönelik, katılan vekilinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 03.01.2011 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
3-Sanık … hakkında katılanlara yönelik dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik, sanıklar … ve … hakkında katılan …’e yönelik dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümler bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılan …’ün pazarcılık işi ile uğraştığı ve … Belediyesi sınırları içerisinde bulunan … bölgesinde pazar yeri projesi yapmayı planladığı, sanık …’ın katılana sanık …’ın … Belediye Başkanı ile dost olduğunu, hatırı sayıldığını söyleyerek bu işi halledecekleri vaadinde bulunduğu ve tarafların bu iş karşılığında 300.000 TL’ye anlaşarak 26/06/2006 tarihli protokolü yaptıkları ve katılanın sanıklara 25.000 TL ödediği ayrıca 07.07.2006 vadeli, 19.06.2006 tanzim tarihli 175.000 TL bedelli suça konu senedi teminat senedi olarak verdiği, belirlenen … köyündeki 11073 adadaki yer ile ilgili yazışmaları sanık …’ın takip ettiği, daha sonra 11071 adada bulunan arazi için yer gösterildiği fakat bu konularda bir gelişme olmayınca katılanın parasını ve senedini istediği, ancak sanıkların katılanı oyalayarak para ve senedi iade etmedikleri ayrıca sanık …’in 175.000 TL bedelli,sanık …’ın ciranta, katılan …’inde borçlu olarak imzalarının sahte olarak atıldığı suça konu teminat senedi ile icra takibinde bulunduğunun iddia edildiği somut olayda;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141,5271 sayılı CMK’nın 34/1, 230 ve 1412 sayılı CMUK’nın 308/7 maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiil ve bunun nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden suçun unsurlarının ne şekilde gerçekleştirildiği buna ilişkin hangi delillerin hükme yönelik olarak değerlendirildiği hangi delile hangi nedenle üstünlük tanındığı belirtilmeden oluşa ve dosyaya uymayan bir şekilde yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olup sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.