YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/4176
KARAR NO : 2012/35446
KARAR TARİHİ : 24.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Temyiz İsteminin Reddi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın karar başlığında gösterilen ve sorgusunda belirttiği ikamet adresi yerine Tebligatın Kanununun 21 ve 35. maddesine göre müştekinin dilekçesinde gösterdiği ve senette yer alan babasına ait olduğu iddia edilen işyeri adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve öğrenme üzerine yapılan temyizin süresinde olduğu kabul edilerek, mahkemenin 30/12/2009 tarihinde verilen temyiz talebinin reddi kararının kaldırılarak mahkumiyet kararının yapılan incelenmesinde;
Sanığın müştekiyi tanımadığını, anlatılan olayların doğru olmadığını belirtmesi, müştekinin soruşturma ve kovuşturma aşamasında kendisini dolandırdığını iddia ettiği şahılar arasında sanığın olup olmadığı hususunda herhangi bir teşhis yaptırılmamış olması nedeniyle, müşteki ve sanığın mahkemede yüzleştirilerek kendisini dolandıran şahsın sanık olduğunu kesin olarak belirlenmesi, bu mümkün olmadığı taktirde sanığın teşhise elverişli yeni çekilmiş fotoğraflarının temin edilerek müştekinin kesin teşhisinin sağlanmasından sonra toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hükuki durumunun takdir ve tayini gerektiren, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hükmolunması,
Kabule görede;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece gerekçe gösterilmeden alt sınırın çok üzerinde 100 gün olarak tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nun 61. maddesine aykırı davranılması,
2-Adli para cezalarının 5083 Sayılı kanun’un 1. Maddesi ile 01/01/2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04/04/2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. Maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1. Maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. Maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 24/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.