YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20749
KARAR NO : 2013/5086
KARAR TARİHİ : 20.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, İmamoğlu ilçesinde cep telefonu alım satım işiyle uğraşan katılanın iş yerine giderek kendisini … olarak tanıttığı, katılana … ve …marka cep telefonlarının olup olmadığını sorduğu, katılanın istediği telefonların elinde olmadığını, ancak isterse ertesi güne kadar bulabileceğini söylemesi üzerine sanığın, telefonları temin ettiğinde kendisini verdiği telefon numarasından aramasını isteyerek 30 İsviçre Frankı kapora verdiği, ertesi gün sanığın katılanı telefon ile arayarak sipariş ettiği telefonları bulup bulamadığını sorduğu, katılan telefonları temin ettiğini, gelip alabileceğini söyleyince sanığın, hasta olan annesini Ceyhan Devlet Hastanesi’ne götüreceğini, cihazları Ceyhan’a getirmesini, ayrıca gelirken dört adet 250’lik … ve dört adet 250’lik … hazırkart kontörü ile iki adet banyo havlusu da getirmesini istediği, katılanın fatura kesip kesmeyeceğini sorduğunda sanığın “ben gurbetçiyim faturayı 2-3 gün sonra keser bana gönderirsin”
dediği, katılanın bu konuşmadan sonra Ceyhan Devlet Hastanesine gittiği ve sanık ile hastanenin acil servisinde buluştuğu, sanığın katılana annesinin acilde yattığını, fazla zamanının olmadığını söylemesi üzerine, katılanın getirmiş olduğu bir adet …, bir adet …, dört adet 250’lik …, dört adet 250’lik … hazır kart kontörü ve iki adet banyo havlusunu sanığa verdiği, sanığın toplam 1.820 TL tutan borcuna karşılık cebinden bir adet 1000 Francs ve iki adet 500 Francs yazılı paraları çıkarıp katılana verdiği, bu paraların 2.120 TL değerinde olduğunu, parayı Ziraat Bankası’nda bozdurup üstünü getirmesini istediği, bunun üzerine katılanın daha önce aldığı 30 İsviçre Frankı kaporayı da sanığa iade edip parayı bozdurmaya gittiği, ancak Ziraat Bankası’nda parayı bozmadıkları, bunun üzerine Ceyhan Devlet Hastanesi’ne gidip sanığı aradığı, bulamayınca cep telefonunu aradığı ve ulaşamadığı, bunun üzerine paraları bozdurmak için Adana Merkez Bankasına gittiğinde, bu paraların sömürge parası olduğunu, tedavülden kalktığını ve hiçbir değerinin bulunmadığını öğrendiği şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 20.03.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.