YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21498
KARAR NO : 2013/5660
KARAR TARİHİ : 28.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
1936 doğumlu mağdura caddede yürümekteyken bir araçla yaklaşan sağ ön koltukta oturan sanığın “Almanya’dan geliyoruz, bir kaza atlattık, sadaka-hayır olsun diye niyetlendik, fakirlere para vereceğiz, mahallende fakir var mı?” sözleriyle onunla diyaloğa girdiği, duruma olumlu yaklaşım gösteren mağdura “bizde bütün 500 Avro var, bunu bozabilir misin? bize yardımcı ol, bizim yerimize dağıtıver…” diyerek kandırdığı mağdurdan üzerinde olan 350 Avro’yu alıp ona 500 Avro banknottur diye adli emanete alınmış orijinal ve fakat ülkesinde tedavülde olmayan 500 Roublesi verip hızla olay yerinden uzaklaşarak haksız yarar sağlamaktan ibaret eyleminin “dolandırıcılık” suçunu oluşturacağı iddia olunan somut olayda; Kovuşturma aşamasında suça konu 350 Avro’sunu tanımadığı bir şahıstan iade aldığı için şikayetten vazgeçen mağdur …’ın, olaydan hemen sonra tanık Tolga’nın şahitliği ile şikayette bulunduğu ve yaklaşık on iki saat sonra da, Şarkikaraağaç İlçe Emniyet Müdürlüğü’nce yürütülen soruşturmada, Seydişehir İlçe Emniyet Müdürlüğü’nce benzer bir olay nedeniyle metalik mavi, … marka … plakalı araçta (tescil sahibi: …) 29/06/2005 tarihinde yakalanan ve fotografları çekilen şahıslardan olan sanık …’ı (diğer şahıs …) kod no’su 2005/2. olan fotograftan teşhis ettiği, verilen beraat kararı temyiz olunmayan …’in 15/07/2005 tarihli ilk sorgusunda “Taner Aksoy’u tanımadığını” söylemesine karşın, 11/06/2007 tarihli sorgusunda “mahalleden tanıdığı olduğunu” belirtmesi, olayın tek görgü tanığı (vefat ettiğinden kovuşturma aşamasında beyanı alınamayan) tanık Tolga Deniz’in 15/07/2005 tarihli polisteki ifadesinde gördüğü aracın rengini, markasını yukarıda belirtilen aracın niteliklerine uyar şekilde vermesi, plaka grubunu da çok yaklaşık biçimde belirtmesi, sanık …’ın da 26/07/2007 tarihli sorgusunda “müşteki ile yüzleşmek istediğini” bildirmesi karşısında; sanık … ile mağdurun yüzleştirilmesinin sağlanması, Seydişehir İlçesinde vuku bulduğu bildirilen olay hakkındaki adli soruşturma kovuşturma dosyasının getirtilip incelenmesi, aracın tescil sahibinin olay hakkında tanık sıfatıyla usulünce dinlenilmesi toplanan delilleri hep birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre; sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde hüküm “beraatine” hükümolunması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.